(2004 S. K. m. 33)
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, davanın niteliği itibariyle bu istemin reddiyle dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili müvekkilinin dava dışı Belma Bıçakçıgil'den alacaklı olduğunu, borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde alacağı gerçek bir hukuki ilişkiye dayanmayan davalıya birinci sıranın verildiğini; davalının hiçbir belgeye dayanmaksızın borçlu hakkında takibe giriştiğini, ödeme emrinin borçluya takip tarihinde ve icra müdürlüğünde tebliğ edildiğini, borçlunun sürelerden feragat etmesi üzerine aynı gün araç üzerine haciz konulduğunu bildirerek muvazaaya dayalı davalı alacağının sıra cetvelinden çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin dava dışı borçludan bedelinin bir kısmını peşin verip, kalanını da borçlunun bankaya olan kredi taksitlerini ödemek şartıyla haciz konusu aracı satın aldığını; aracın bankaya rehinli olması nedeniyle devrinin yapılamadığını, bu nedenle alacağın güvencesini teşkil etmesi bakımından araç üzerine rehin konulduğunu; alacağın da bu hukuki ilişkiden kaynaklandığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; davalının alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını doğrular nitelikte harici satım sözleşmesi ve banka kayıtları bulunduğu, borçlunun tacir olmaması nedeniyle ticari defter tutmadığı; davacının takibinde dayandığı çekin İİK.nun 33 ncü maddesi gereğince zamanaşımına uğradığı ve icranın geri bırakılmasına karar verildiği; takiplerin kesinleşme tarihleri ve hacizler itibariyle yapılan sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davasında muvazaa iddiasına dayanmış, davalı ise takibinin gerçek bir alacağın teminat altına alınması amacıyla yapıldığını ileri sürmüştür. Bu durumda ispat külfetinin davalıda olduğu ve davalının alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerektiği gözetilerek, taraflara iddia ve savunmaları ile ilgili delillerini ibraz olanağı sağlanmalı; yapılan ödemelerden sonra davalının takibinin hangi miktar borç için devam ettiği konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.7.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy