(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilinin müflis şirketin otomobil kasko sigortalısı olduğunu, 23.08.2001 tarihinde vuku bulan kaza neticesinde meydana gelen hasarın tazmini için davalı aleyhine girişilen icra takibinin kesinleştiğini, bu aşamada iflasına karar verilen davalının masasına yapılan kayıt talebinin kısmen reddedildiğini ileri sürerek iflas idaresinin red kararının kaldırılarak alacaklarının masaya kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili kabul ve reddedilen miktarların kayıtlarına uygun olduğunu ve tüm alacaklıların faiz taleplerinin reddedildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, icra harç ve vekalet ücretinin eklenmesiyle davanın 7.156.593.333,-TL. lik kısmının kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava kayıt kabul istemi ile açılmıştır. Davacının iflastan önce giriştiği ve ilama dayalı bulunmayan takibin kesinleşmiş olması, iflas idaresini bağlayıcı nitelikte olmayıp; mahkemece davacı yanın talep edebileceği gerçek alacak miktarının saptanması gerekirken bu yönün araştırılmaması ve davacı yanın bir başka sigorta şirketinden zararın bir kısmını aldığı yolundaki iddianın dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
2- Davacı yan takip talepnamesinde % 80 oranında reeskont faizi istemiş, alınan bilirkişi raporunda da bu oran üzerinden hesaplama yapılmıştır. Oysa reeskont faiz oranı değişken olup, davacının talebi, % 80 oranını aşmamak üzere mer'i bulunan reeskont faiz oranı şeklinde anlaşılmalı ve davacı alacağının hesaplanmasında bu husus gözönünde tutulmalıdır.
3- HUMK. nun 388/son ve 389. maddelerine göre, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Mahkemece hükümde icra masrafları ve vekalet ücretinin kaynağının gösterilmeden ve anlaşılmayacak biçimde toplanmasıyla saptanan miktarın davalıya yüklenmesi de anılan Yasa buyruğuna aykırı bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.03.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy