(6762 S. K. m. 23, 25)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı adına tanzim edilen fatura bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle tanzim edilen toplam 1.597.781.250.TL bedelli ( 3 ) adet vade farkı faturasının davalı yanca teslim alınmadığını bu nedenle keşide edilen ihtarnameye de itiraz edilerek yazılı anlaşma olması nedeniyle vade farkı faturalarının iade edildiğini oysa itiraza uğramayan ve geç ödenen faturalarda geç ödemeden dolayı vade farkı uygulanacağının yazılı olduğunu iddia ederek vade farkından kaynaklanan 1.597.781.250.TL alacaklarının dava tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yargılamadaki beyanında vade farkı faturalarının ihtarname ile iade edildiğini vade farkına ilişkin açık veya zımni anlaşma bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davalının ürün faturalarına yönelik itirazının olmadığı, bu faturalarda vadesinde ödenmediği takdirde %9 vade farkı uygulanacağı hususunun belirlenmiş olduğu böylelikle itiraz edilmeyen fatura münderecatının kabul edilmiş sayılacağı gerekçesiyle 1.597.781.250.TL alacağın dava tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın fatura bedellerinin geç ödenmesinden kaynaklanan vade farkı faturalarına ilişkin olduğu ihtilafsızdır. 27.6.2003 tarih, 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca vade farkı istenebilmesinin taraflar arasında mevcut yazılı sözleşme bulunması ve yanlar arasında vade farkı ödeneceğine dair ticari teamülün ( mevcut uygulamanın ) olması koşullarına bağlı olduğu ve taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara ( bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir ) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir.
Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy