(1086 S. K. m. 417)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. B. Özdemir ile davalı vek. Av. Ü. Akkaya'nın gelmiş olmalarıyla başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı İtalyan Z. firması arasında meyve suyu fabrikası imali ve Türkiye'de montajı için anlaşma yaptıklarını ve ithalat bedelinin ödenmesini temin için davalı banka aracılığıyla adı geçen firma lehine akreditif açtırdıklarını, malzemelerin peyderpey partiler halinde Türkiye'ye gelmeye başladığını, bu arada 18.6.1998 tarihinde davalı bankanın nakli yapılan malzemelere ait vesaik üzerinde uyuşmazlık tespit ettiğini ve akreditife rezerv koyduğunu, durumu kendilerine bildirdiğini ve müvekkillerinin rezervi kabul ederek ikinci bir emre kadar akreditif bedelinin ödenmemesi talimatı verdiğini, ancak bankanın bu talimata aykırı davranarak rezervi kaldırıp ödemede bulunduğunu, oysa ithal olunan malzemelerin sözleşmedeki koşullara uygun olmadığını, fabrikanın montajının süresi içinde tamamlanmaması nedeniyle faaliyete geçemedikleri için zarara uğradıklarını iddia ederek 1.000.000.DEM maddi zararının fazlaya dair haklar saklı kalarak tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının talebi üzerine 3.900.000 DEM tutarlı akreditif açtıklarını sorumluluklarının ithale konu vesaikleri şeklen kontrol etmek ve akreditif metnine uygun olup olmadıklarını denetlemek için sınırlı olduğunu, bu çerçevede 18.6.1998 tarihinde muhabir bankaca gönderilen vesaiklerde nakliyede kullanılan kamyonların plakalarındaki uyuşmazlık nedeniyle akreditife rezerv koyduklarını ve durumu davacıya ihbar ettiklerini, daha sonra rezerve konu malların davacı yanca gümrükten çekilerek fiili ithalatın gerçekleştirildiğinin belirlendiğini ve rezervin konusu kalmadığından muhabir bankaya ödeme talimatı verdiklerini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının kendisine bildirilen rezerve rağmen malları gümrükten çekerek fiili ithalatı gerçekleştirerek malları kabul ettiği, bu nedenle bankanın rezervi kaldırılarak ödemede bulunmasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, ithalata konu ve davalı tarafından vesaikleri üzerine rezerv konulan malların davacı yanca kabul edilerek fiili ithalatının gerçekleştirildiği gözetilerek düzenlenen uzman bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davanın reddi nedeniyle davalı yararına hükmolunan vekalet ücretine KDV uygulanmayacağı düşünülmeden mahkemece yazılı şekilde KDV'ye hükmolunması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 400.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy