(818 S. K. m. 101/2)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı R. Uzun'un kullandığı Esnaf İşletme Kredisinde diğer davalıların kefil olduğunu, kullanılan kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle tahsili için girişilen takibe itiraz edildiğini iddia ederek işlemiş ve işleyecek temerrüt faizine ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla itirazların iptaliyle %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kullanılan kredi borcunun tamamının ödendiğini belirterek davanın reddine %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalıların kredi borçlarının bulunduğu ancak, temerrüde düşürülmedikleri anlaşıldığından, davalıların takip dosyasına yaptıkları 625.000.000.-TL. vaki itirazlarının iptaline, işlemiş faize yönelik istemin reddine, temerrüt faizine ilişkin haklarının saklı tutulmasına, kabul edilen asıl alacak üzerinden %40 tazminatın davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline dair verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekili, icra takibinin dayanağı olarak Esnaf Kefalet Kooperatifi kredi alacağını göstermiştir. Bilirkişi raporunda davalı borçlunun 750.000.000.-TL. limitli başka bir kredi ilişkisinden söz edildiği halde mahkemece, davacının dosyaya sunduğu 1.250.000.000.-TL. limitli kredi sözleşmesi yönünden yapılan incelemeye göre hüküm kurulmuştur. Oysa Esnaf Kefalet Kooperatifi Kredi alacağının tamamı üzerinden inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmeliydi. Eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru değildir.
2- Dava dilekçesinde işlemiş ve işleyecek temerrüt faizine, ilişkin talep hakkı saklı tutulduğu halde davacının bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 4.12.2003 tarihli dilekçesinde alacağa %75 temerrüt faizi yürütülmesi talep edilmiştir. Mahkemece anılan dilekçenin ıslah dilekçesi niteliğinde olup olmadığı yönü üzerinde durulmaksızın temerrüt faizine ilişkin hakların saklı tutulmasına biçiminde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi işlemiş faiz isteminin reddedilip temerrüt faizi isteminin saklı tutulması da kendi içinde çelişkilidir.
3- Sözleşmenin 2 ve 3 maddelerindeki temerrüt hükümleri ve BK.nun 101/2. maddesi hükmü gözetilmeksizin asıl borçlu yönünden işlemiş faiz talebinin reddedilmiş olması kabul şekli itibariyle isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy