(6183 S. K. m. 21) (2004 S. K. m. 264) (213 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dışı borçlu H. N. Eryılmaz'a ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde satış bedelinin kendileri ile birlikte SSK. Başkanlığı, Kordon, Yamanlar ve Hasan Tahsin Vergi Daireleri arasında garameten paylaştırıldığını; oysa davalı Hasan Tahsin Vergi Dairesi'nin taşınmaz üzerine koyduğu ihtiyati haczin 6183 sayılı Yasa'nın 21 inci maddesinde tanınan iştirak imkanından yararlanamayacağını; öte yandan VUK. nun 10 uncu maddesindeki esaslar dikkate alındığında dava dışı şirketin yöneticisi bulunduğu şirketin borçlarından sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek sıra cetvelinde davalıya ayrılan paydan öncelikle kendi alacaklarının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili kamu alacağının tahsili için konulan ihtiyati haczin de 6183 sayılı Yasa'nın 21 inci maddesi uyarınca ilk hacze iştirak edebileceğini; 6183 sayılı Yasa'nın kamu alacaklarının tahsili için kabul edilen özel bir Yasa olduğunu, bu nedenle borçlu şirket yöneticisi hakkında girişilen takibin bu Yasa'nın 35 inci maddesi kapsamında yapıldığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan iki ayrı bilirkişi raporuna göre, davalı Vergi Dairesinin alacağının tahsilinde VUK. nun 10 uncu maddesi hükmünün uygulanması gerektiği, ancak somut olayda anılan maddedeki şartların gerçekleştiğine dair bir bilgi ve belge bulunmadığı; kaldı ki, kamu alacağından dolayı uygulanan ihtiyati haczin ilk hacze iştirak imkanı tanımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı Vergi Dairesi Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık davalı Vergi Dairesi'nin ihtiyati haczinin davacı yanın haczine iştirak edip edemeyeceği ve kamu alacağının tahsili için dava dışı borçluya müracaat şartlarının bulunup bulunmadığına yöneliktir.
Borçluya ait taşınmaza kamu alacağından dolayı ihtiyati haciz uygulandığında ihtilaf yoktur. 6183 sayılı Yasa uyarınca kamu alacaklarından dolayı uygulanan ihtiyati haczin mükellefe bildirilmesi gerekir; mükellef bu bildirimi aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde ihtiyati hacze itiraz etmezse, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşür.
Somut olayda dava dışı borçlu H.'e ihtiyati haciz bildirilmemiş fakat ödeme emri tebliğ edilmiştir. İİK. nun 264/son maddesinin kıyasen uygulanması gereken bu durumda, takibin itiraza uğrayarak kesinleşmesi ile ihtiyati haczin de kesin hacze dönüşeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda 6183 sayılı Yasa'nın 21 inci maddesinin uygulanacağı da tabiidir.
Şirketin kamuya olan borçlarından dolayı şirket yöneticisine hangi şartlarla müracaat edilebileceği hususu VUK. nun 10 uncu ve 6183 sayılı Yasa'nın mük. 35 inci maddelerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir. Anılan her iki yasa maddesinde farklı şartlar aranmakta ise de, kamu idarelerinin kamu alacaklarından dolayı şirket yöneticisine yönelebilmesi için kamu alacağının şirket malvarlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması yeterli olup, bu husus da yapılan bilirkişi incelemesi ile anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, dava dışı borçlu H. hakkında yapılan kamu takibinin ve dolayısıyla ihtiyati haczin kesinleştiği; bu haczin 6183 sayılı Yasa'nın 21 inci maddesi hükmünce ilk hacze iştirak edebileceği yönündeki bilirkişi raporu da dikkate alınarak; vergi dairesinin saptanan gerçek alacağı itibariyle garame hesabının yapılabilmesini teminen sıra cetvelinin iptaline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy