(4721 S. K. m. 940, 943)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilinin davalılardan (borçlu) Nuri Madran'la 10.000.000.000,-TL bedelli ve 30.06.2003 vadeli bir rehin sözleşmesi akdettiğini; sözleşme gereğince rehin konusu kamyonetin zilyedliğinin müvekkiline geçirildiğini ve ilgili trafik siciline Medeni Kanun'un 940/II nci maddesi uyarınca yazıldığını; ne var ki sıra cetveli düzenlenmesi aşamasında aracın bir başka alacaklı tarafından borçlunun yedinde haczedildiğinden bahisle rehin hakkının kabul görmediğini, oysa müvekkilinin zilyedliği iade amacı olmaksızın iyiniyetle ve geçici olarak devrettiğini ileri sürerek, rehin hakkına önceli vermeyen sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra Mahkemesi'nce yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; menkul mal sayılan aracın rehninin geçerli olabilmesi için rehin konusu malın rehin alana teslim edilmesi gerekeceği; rehin konusu malın borçlu elinde haczedildiği göz önüne alındığında rehin hakkının MK. nun 943 ncü maddesi uyarınca son bulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nden farklı olarak bir sicile tescili zorunlu taşınırların, bu sicile yazılmak suretiyle teslimsiz biçimde rehnedilebilmesine imkan tanımıştır (m.940/II). Somut olayda davacı, davalı borçlu ile anılan yasanın yürürlüğe girmesinden sonra rehin sözleşmesi akdederek bunu da rehin konusu aracın tescilinin zorunlu olduğu trafik siciline tescil ettirmiştir. Bu durumda rehinli aracın zilyedliğinin davacıya geçirilmesine gerek kalmamıştır. Açıklanan nedenlerle, teslimli taşınır rehninin sona ermesine ilişkin yasa hükümlerine atıf yapılmak ve davacının zilyedliği kaybettiği gerekçesinden hareketle davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Öte yandan sıra cetveline itiraz davaları sırasına ya da alacağının esas ve miktarına itiraz edilen alacaklılara karşı açılabilir. Borçlu Nuri Madran hakkındaki davanın husumetten reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy