(2004 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı yetkilisi Birleşen davasıyla birlikte banka ile C. Altınay arasında düzenlenen Tarımsal Krediler ikraz sözleşmesi gereği kullanılan kredi borcunun ödenmediğini, asıl borçlu C. Altınay'ın ölümü üzerine mirasçılarının borçlu olmadıklarının tespiti için dava açtıklarını mirasçılar ve kefilleri aleyhine girişilen takiplere itiraz edildiğini iddia ederek itirazlarının iptaliyle %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, banka alacağının rehinle teminat altına alındığını, ayrıca kredi işlemleri ile birlikte asıl borçluya hayat sigortası yapılması gerektiği halde bunun yapılmadığını, asıl borçlunun ölümü sonucu mirasçılarının taksitler halinde borcu ödeyeceklerini belirterek ilk taksiti ödemelerine rağmen ve borç muaccel hale gelmeden aleyhlerine takibe geçildiğini belirterek davanın reddiyle %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre asıl borçlunun mirasçıları olan davalılar tarafından aynı kredi sözleşmesine dayalı olarak acılan menfi tespit davasının reddedildiği ve işbu hükmün temyiz mahkemesinden geçerek kesinleştiği ve davaya konu iki ayrı takip dosyasındaki borçtan davalıların birlikte sorumlu oldukları anlaşıldığından davalıların her iki takip dosyasına yaptıkları itirazlarının iptaline 2001/388 sayılı takipteki alacağın %40'ı oranındaki tazminata asıl davanın davalılarından, 2001/389 sayılı takipteki alacağın %40'ı oranındaki tazminatın birleşen davanın davalılarından tahsili ile davacıya verilmesine dair verilen hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu kredi sözleşmelerinde asıl borçlu durumunda bulunan C. Altınay mirasçılarınca daha önce açılıp retle sonuçlanan ve kesinleşen menfi tespit davasının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, kesinleşen menfi tespit davasında borç miktarı yönünden herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamış, borçlu mirasçılarının, murisin imzalamış olduğu kredi sözleşmelerinden doğan borçlardan sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu durumda eldeki davada öncelikle banka kayıtları üzerinde dava konusu kredi sözleşmeleri çerçevesinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak varsa ödemeler de gözetilmek suretiyle asıl borçlunun takip tarihleri itibariyle sorumlu olduğu borç miktarı saptanmalı, davalı kefillerin menfi tespit davasında taraf olmadıkları gözetilerek saptanacak borçtan kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarıyla sınırlı sorumlu oldukları dikkate alınmalı ve kredinin ipotekle teminat altına alındığı savunması üzerinde durularak İİK. nun 45. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy