(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı temlik alacaklısı vekili ve davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacılar vek. Av. Güven Esin ile davalı vek. Av. Berrin Adıyaman'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, 27.3.2001 tarihli protokol kapsamında davalıya verilen 95.731.000.000. TL.'lik ve 72.627.000.000. TL.'lik çeklerle ayrıca 25.8.2001 tarihli 100.000.000.000. TL. çekle ve 180.000.000.000. TL.'lik bono ile borçlu olunmadığının tesbitini, davalıya hak edişlerin temliki suretiyle ve elden ödemeler sonucu fazladan ödenen 302.495.000.000. TL. alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında davacılar bu dosyadaki alacaklarını Mustafa Sıtkı'ya temlik etmişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2001/15347 sayılı dosyasında takibe konu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tesbitine, çeklerin iptaline davacının fazla ödemesi 158.322.574.641. TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı temlik alacaklısı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporları, dava konusu ilişkiyi açıklayıcı ayrıntıyı içermediğinden, Yargıtay denetimine elverişli değildir. Öte yandan, dava konusu istek sonuçlarının her biri hakkında HUMK.'nun 388/son maddesine uygun şekilde şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm tesis edilmiş de değildir.
Yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan protokol hükümleri de gözetilerek taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ayrıntılı şekilde irdeleyen ve açıklayan rapor alınarak HUMK.'nun 388/son maddesi hükmüne uygun şekilde karar vermekten ibaret olmalıdır.
Öte yandan kabul şekli itibari ile de taraflar yararına takdir edilen vekalet ücretlerinde de hataya düşülmesi ve hükmedilen vekalet ücretine KDV uygulanması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan tarafların yararına takdir edilen 400,00. YTL. duruşma vekalet ücretinin yekdiğerinden alınarak yekdiğerine ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy