(6762 S. K. m. 24, 116) (818 S. K. m. 161)
Dava: Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme devam ederken davalının sözleşmeye aykırı davranarak başka firmanın tüplerini satmaya başladığını belirterek sözleşmenin feshini 35.000.000.000.-TL. tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, talep etmesine rağmen davacının gaz vermediğini bu nedenle İpragaz şirketine ait gazın satışını yapmaya başladığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu ancak sözleşmenin boş alarak imzalattırıldığını belirtmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğinin dosya kapsamı ile belli olduğunu, bu nedenle feshin şartlarının oluştuğunu, sözleşmenin feshine 20.000.000.000.-TL. tazminat ve 15.000.000.000.-TL. cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshi nedeniyle zarar ziyan ve mahrum kalınan kar karşılığı tazminat ve cezai şart istemine ilişkindir. Sözleşmenin 26. maddesinde bayiinin akdi ihlali sebebiyle sözleşmenin davacı tarafından feshi halinde maruz kalınan zarar ziyan ve mahrum kalınan kar karşılığı her ay için 20.000.000.000.-TL. tazminat, 27. maddede ise ayrıca 15.000.000.000.-TL. cezai şart öngörülmüş mahkemece de talep doğrultusunda 35.000.000.000.-TL. nın davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Davalı savunmasında, ticari işletmenin yıllık cirosunun tazminat miktarından az olduğunu ve talep edilen tazminatı ödeme gücü bulunmadığını ileri sürmüştür.
TTK. nun 24. maddesi gereğince tacir sıfatını haiz borçlu BK.nun 161/3. maddesinde yazılı cezai şartın indirilmesini mahkemeden isteyemez ise de hükmedilecek ceza ekonomik yönden davalının mahfına sebep olması halinde cezadan indirim isteyebileceği uygulamada kabul edilmektedir.
Bu durumda mahkemece davalının bu savunması gözetilerek sözleşmede öngörülen cezai şart niteliğindeki alacak isteminin, davalının ticari işletmesinin boyutu itibariyle ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı, bin netice tenkisi gerekip gerekmediği araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy