(818 S. K. m. 1, 19, 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı vekilince duruşmalı, davalı-karşı davacı Bayındır Bank A.Ş. vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vek. Av. Atilla Tüfenkçioğlu ve davalı İktisat Bankası TAŞ´ye izafeten Bayındırbank A.Ş. vek. Av. Gönül Polat ile davalı BDDK vek. Av. Berna Karacasu´nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Banka talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, müzayaka halinde bulunması sebebiyle bu meblağı ödeme zorunluluğu bulunmadığını belirterek gabine dayanmıştır.
BK.nun 1. maddesine göre tarafların karşılıklı ve birbirine uygun olarak rızalarını beyan ettikleri takdirde sözleşme kurulmuş olur. Taraflar akdin konusunu yasanın getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler. (BK. mad.19) Görüldüğü gibi hukuk sistemimizde sözleşme yapma özgürlüğü vardır. Ancak sözleşme yapma özgürlüğü BK.nun 19 ve 20 inci maddelerinde maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur. Gabinde sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen başka bir sınırlamadır. Nitekim BK.nun 21. maddesinde bir sözleşmede ivazlar arasında açık bir isabetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin zarar görenin müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden, yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, zarar gören bir sene zarfından akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir hükmü yer almaktadır. Görüldüğü gibi gabinin söz konusu olabilmesi için edimler arasında aşırı bir değer farkı olması, bu durumun sair tarafın müzayaka (darda kalma) veya hiffetinden veya tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirilmiş bulunması gerekir.
Tacir olan banka BK.nun 21. maddesinde belirtilen hiffet veya tecrübesizlik hallerine dayanmazsa da müzayaka halinden istifade suretiyle meydana gelen edimler arasında açık bir nispetsizlik bulunan hallerde akdi feshedilebilir. (Karayalçın, Yaşar: Ticaret Hukuk I.Ticari İşletme Ankara 1968 S.221; Başbuğ İrfan Borçlar Hukuku İzmir 1977 S.90).
Davalı-karşı davacı bankanın müzayaka halinde bulunduğunu açıkça ileri sürerek davacı tarafa sözleşmede ön görülen faiz miktarının aşırı görülen kısmını ödememesi sözleşmeden dönme iradesini gösterir.
Bu halde mahkemece, davacı hesabına tahakkuk ettirilen gecelik faiz oranlarının, öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde (daha sonra TMSF'ye devir edilen bankalar hariç) sair banka ve aracı kurumların uyguladığı repo, ters repo ve gecelik faiz oranları araştırılarak aşırı olup olmadığı, sair bir anlatımla sözleşmedeki ivazlar arasında açık bir dengesizlik (objektif unsuru) bulunup bulunmadığı, şayet bir nispetsizlik varsa bunun bankanın aşırı oranda gecelik faizlerin uygulandığı dönemde içinde bulunduğu koşullara göre müzayaka halinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı (sübjektif unsur) ve yukarda açıklanan hususlar da gözetilerek banka kayıtları üzerinde, ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku konusunda uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulu ile inceleme yaptırılarak alınacak rapor doğrultusunda ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeple hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı-karşı davanın davalısı yararına takdir edilen 400,00.YTL duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalıya ödenmesine, peşin harcın istem halinde iadesine, 27.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy