(6183 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiş ve daha sonradan verilen ek dilekçeyle duruşma talep edilmiş ise de, yasa süre içinde olmayan duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı ile düzenlenen sözleşme uyarınca davalının 18.12.2000 tarihinde iki adet hususi haberleşme hattını müvekkili şirkete tahsis ettiğini, kiralayan hatlara ilişkin düzenlenen kira bedeline ilişkin faturaların tebliğ olunmamasına rağmen davalı şirketin faturalara gecikme cezası uygulayarak haksız yere 27.012.096.000. TL tahsilat yaptığını iddia ederek, haksız yere tahsil edilen paranın istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, taraflar arasındaki protokol, sözleşme ve yönetmelik hükümleri uyarınca, ödemede gecikme halinde, faturalara gecikme cezası uygulanacağının davacı yanca da bilindiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin 25. maddesine göre faturaların ödenmemesi halinde, davalı şirketin hattı kesme hakları bulunduğu bunu yapmayarak gecikme bedeli almasının MK. nun 2.maddesi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iki adet hususi hattın tesis olunduğu ve kullanıma açık bulunduğu konusunda çekişme bulunmamaktadır.
Hatların kullanımına ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin 9.maddesi Telekom A.Ş abonenin bildiri adresine borç ihbarnamelerini adi (kayıtsız) olarak gönderebilir.
24. maddesi ise; Abone Telekom ile abone arasındaki ilişkilere dair Telekom A.Ş. yasası, Tüzük ve Yönetmelikler ile bu sözleşmede yer almamış genel mevzuat hükümlerine harfiyen uymayı... kabul eder hükümlerini içermektedir.
Açıklanan sözleşme hükümlerinden, hizmet faturalarının adi (kayıtsız) olarak tebliğ olunabileceği ve sözleşmede yer almayan hususlarda diğer yasal düzenlemelerin uygulanacağı anlaşılmakta olup, ayrıca kayıtlı bildirime ihtiyaç bulunmamakta ve borç bildirimine rağmen ödenmeyen faturalar için yasal düzenlemeler doğrultusunda 6183 sayılı yasada belirlenen gecikme cezasının uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, borcun ödenmemesi halinde davalı şirketin yetkisinin ancak sözleşmeden dönme ile sınırlı olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddiaya dayanak olarak sözleşmenin 25.maddesini göstermiştir.
Oysa sözü edilen sözleşmenin yukarıda açıklanan 24. maddesi ile davalı şirkete gecikme zammı isteme yetkisi tanınmıştır.
Bu durum karşısında koşullar oluştuğunda, alacaklı dilerse sözleşmeden dönebilecek dilerse gecikme zammı ile yetinebilecektir. Alacaklı seçimlik bir yetkiye sahip olup hiçbir surette yalnızca sözleşmeden dönme ile yetinmek zorunda değildir.
Hal böyle olunca davalı şirketin seçimlik hakkını gecikme zammı yönünde kullanarak alacak talep etmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı şirket yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy