(2004 S. K. m. 67, 67/2, 97, 97/a)
Taraflar arasındaki takibin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı vekili, davalıların müvekkilinin komşusu olduğunu, davalı Hatice'den alınan borç para karşılığında icra takibine konu edilen bononun verildiğini, borcun ödenmesine rağmen senedin iade edilmediğini, ancak Hatice tarafından ibraname verildiğini, borç ödendiği zaman evli olan davalıların daha sonra anlaşmalı olarak boşandıklarını, bononun davalı Mehmet'e ciro edildiğini ve Mehmet tarafından haksız icra takibine girişildiğini, davalı Mehmet'in iyiniyetinden söz edilemeyeceğini ileri sürmüş ve takibin iptaline, kötüniyetli takibe girişilmesi nedeniyle %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mehmet vekili, müvekkilinin davalı Hatice'den davacı ile Hatice'nin evlilik dışı beraberlik yaşaması nedeniyle boşandığını, boşanmayı takip eden günlerde dava konusu senedin davalı Hatice tarafından müvekkiline ciro edildiğini, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddiyle %40 tazminatın davacıdan tahsili gerektiğini savunmuştur.
Davalı Hatice, söz konusu bonoyu boşanmaya hükmedildiği (2.12.2003) tarihinden sonra yani 3.12.2003 tarihinde davalı Mehmet'e borcuna karşılık verdiğini, ayrıldığı eşinin kendisinden tazminat istediğini, kendisi davacı ile evlilik dışı ilişki yaşadığı için tazminat ödemeyi kabul ettiğini, davacının eşinden ayrılıp kendisi ile evlenmeyi vaad ettiğini, ancak bunu yapmadığını belirtmiştir.
Mahkemece davalı Hatice'den alınan ibranamenin (13.12.2003 tarihli) takip konusu senedin vadesinden (20.3.2004) önceki bir tarihi içerdiği, ibranamede davalı Mehmet'in adının geçmediği, davalı Hatice'nin isticvap davetiyesi sonucu mahkemeye ibraz ettiği yazılı beyanından anlaşılacağı üzere senedin 3.12.2003 tarihinde davalı Mehmet'e ciro edildiği, davalı Mehmet'in iyiniyetli üçüncü kişi olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı Hatice'nin kendisine ibraname verdiğini, diğer davalının ise senedi kötüniyetle iktisap ettiğini ileri sürmüştür. Davalı Hatice Cumhuriyet Savcılığına verdiği şikayetten vazgeçme dilekçesinde ibranameyi kabul ettiğine göre mahkemece bu yön üzerinde durulmadan karar verilmesi doğru görülmediği gibi, davalı Mehmet'in kötüniyetli olduğu iddiasının ispatı için davacının tanık dinletme talebi uyarınca tanıkları dinlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy