(2004 S. K. m. 142/III, 145) (4721 S. K. m. 939)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkili banka ile dava dışı borçlu Yasin E. arasında imzalanan taşıt kredisi sözleşmesine göre, kredi ile alınan aracın borçlunun bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil edeceğini, borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde taşıt kredisinden doğan 1.577.000.000.-TL. alacaklarının sıra cetvelinde üst sıraya alındığını, borçlunun kredi kartından doğan 6.198.000.000.-TL. borcunun ise dikkate alınmadığını, oysa kredi kartı borcunun da satılan aracın rehniyle temin edildiğini ileri sürerek toplam 7.775.000.000.-TL. tutarındaki alacaklarına pay ayrılması gerektiğinden bahisle sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacı yanın taşıt kredisi alacağı nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe giriştiğini ve bu alacağın sıra cetvelinde üst sıraya alındığını; kredi kartı alacağının tahsili için ilamsız takip yaptığını ve bu takibin de itiraz nedeniyle kesinleşmediğini; alacak rehinle teminat altına alınmışsa İİK. nun 145 inci maddesi uyarınca alacaklının sadece rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabileceğini; aracı bizzat borçlunun elinde iken haczettiklerini ve MK. nun 939 uncu maddesi gereğince davacı yanın rehin hakkının sona erdiğini, davacının iki ayrı alacak için iki ayrı takip yolu seçerek rüçhanlı alacak miktarını bizzat belirlediğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesi'nce davacının hem sıra cetveline ve hem de alacağın esas ve miktarına itiraz etmiş olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve davacının görevli mahkemede dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş; hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık davacı alacağının miktarına değil, alacağın rehin kapsamında olup olmadığına, diğer deyişle hangi ölçüde üst sıraya alınacağına ilişkindir. Davanın açıklanan bu niteliğine ve İcra ve İflas Kanunu'nun 142/III üncü maddesine göre, yargılama görevi İcra Mahkemesi'ne ait olup, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 16.06.2005 günü oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy