(6762 S. K. m. 592) (765 S. K. m. 342/1, 503/1) (5237 S. K. m. 204, 205, 157)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat A.E. ile davalı vekili O.A.'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, davalı S.Z. tarafından icra takibine konulan çekle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu çekin keşidecisi davacı A.Y. lehdarı S.Z. olup lehdarın cirosu ile E. Gıda ... Ltd. Şti. ve onun da cirosu ile S.Y.'ye devir edildiği, S.Y.'nin cirosu ile de çek lehdarı gözüken S.Z.'ye geçtiği ve adı geçen tarafından bankaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, davalının ( lehdar S.Z. ) ceza davasında müşteki olarak alınan ifadesinde dava konusu çekin S.Y.'ye sattığı mal karşılığı adı geçenden aldığını, ancak çekin keşideci imzasının dışındaki kısımların doldurularak kendisine verildiğini belirtmiştir. Öte yandan, davalının, davalıya çeki veren S.Y. aleyhine açılan ceza davasında TCK'nın 342/1 ve 503/1. maddelerine muhalefet suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olup böylece adı geçenin bu çeki haksız olarak ele geçirdiği ve dolayısı ile haklı hamil olmadığı anlaşılmaktadır.
TTK'nın 592. maddesi hükmüne göre, lehdar hanesi açık olarak çek keşide edilebilirse de, bu çekin keşidecisi ile çekin verildiği kişi arasındaki anlaşmaya uygun olarak doldurulması gerekir. Bu halde, keşideci, çeki verdiği kişiye karşı ileri sürebileceği defileri sonradan adı lehdar hanesine yazılan kişiye karşı da ileri sürebilir.
Somut olayda, keşideci ile çeki davalı S.'ye veren kişi arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, çekin dava dışı S.Y. tarafından haksız şekilde ele geçirildiği ceza davasında verilen hükümle anlaşıldığından, davalı S.Z. keşideciye karşı iyiniyetli hamil olduğunu ileri süremez.
Bu durumda, mahkemece, S.Y.'nin mahkumiyetine ilişkin ceza davasının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 02.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy