(818 S. K. m. 81, 202)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 4800 adet battaniye alımı konusunda anlaşma yapıldığını ve karşılığı 52.800 USD'nın ödenmesi için gerekli işlemlerin tamamlandığını, battaniyelerin gümrük işlemi bitip müvekkilince teslim alındığını, sırada Sesli markasının daha önce başka bir şahıs adına tescil edildiğinin belirlenmesi üzerine adli makamlarca el konulduğunu, davalının markanın iptali için dava açtığını, müvekkilinin peşinatlarını aldığı şirketlere tazminat ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek toplam 136.394 USD mal bedeli ve masraflar ile belgelenemeyen 13.606 USD tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının B.K.nun 81. maddesi gereği öncelikle malları iade etmesi gerektiğini, malın tesliminden itibaren 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğunu, gönderilen battaniyelerde yanlışlıkla Sesli markasının dokunduğunu, davacının bildirimi üzerine malın iadesi halinde yeniden gönderilebileceğinin bildirildiğini, marka tescilinin usulsüzlüğü nedeniyle iptal davası açıldığını ve zarara davacının sebebiyet verdiğini belirterek haksız davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, oluşan zarardan davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle ve bir kısım alacaktan vazgeçme de dikkate alınarak davanın 34.006 USD yönünden vazgeçme nedeni ile olmak üzere reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, ayıplı mal satışından kaynaklanmaktadır. Davalı tarafından davacıya satılan battaniyelere Ürdün Gümrüğünce el konulduğu ve zaptedilmiş olduğu, toplanan delillerle sabittir. Kaldı ki bu durum davalının da kabulündedir. O halde, satılan malların hukuki ayıplı olduğunun kabulü gerekir. Davacı dava dilekçesinde kendisine teslim edilip Ürdün makamlarınca zaptedilen 4800 adet battaniyenin bedelini ve bir takım zararlarını talep etmiş ise de, yargılama sırasında talebini daraltarak zaptedildikten iki yılı aşkın bir süre sonra yetkililerce kendisine iade edilen 3900 adet battaniyeyi düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını belirterek, kendisine satılan bedel ile kendisinin başkalarına sattığı bedel arasındaki farkı istemiş, yani bedelde tenzilat talebinde bulunmuştur.
Borçlar Kanunu'nun 202/1. maddesi uyarınca satıcının tekeffülü altındaki satılanın ayıbı anlaşıldığı zaman, alıcı muhayyerdir; dilerse satılanı redde hazır olduğunu beyanla satımın feshedilmesini, dilerse satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin tenzil olunmasını dava eder.
Somut olayda davacı satımın feshedilmesini istememiş, tercih hakkını semenin tenzili yönünde kullanmıştır. O halde anılan yasa hükmü çerçevesinde davacının talebi değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy