(2004 S. K. m. 67) (4721 S. K. m. 887) (743 S. K. m. 802)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin teminatı olarak dava dışı Mustafa Sağlam'a ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, dava dışı borçlu şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edilip ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, bu sırada taşınmazın davalıya satıldığının anlaşılması üzerine takibin yeni malik davalıya yöneltildiğini, ancak itiraz nedeni ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kredi sözleşmesinde imzasının olmadığını, bu nedenle aleyhine takibe geçilemeyeceğini, müvekkilinin taşınmazı sonradan satın aldığını, ipotek borçlusuna kefalet söz konusu olmadığı için sorumluluğu bulunmadığını, taşınmazın borcu karşılayamaması durumunda müvekkilinin şahsi mesuliyeti olmadığını öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı banka ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olarak yine dava dışı Mustafa Sağlam'a taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiği, ipotekli taşınmazın 18.11.2002 tarihinde davalı tarafından satın alındığı, daha sonra davacı bankanın alacağını tahsil için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçtiğini davacı bankanın takip tarihi itibari ile alacağı 33.688.122.114.-TL. olup ipotek limitinin ise 5.000.000.000.-TL. olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı yararına %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı dava konusu taşınmazı ipotek şerhi ile birlikte önceki malik dava dışı Mustafa Sağlam'dan satın alıp onun halefi olmuştur. Adı geçen dava dışı şahsın kredi borcu nedeni ile de borçtan şahsen sorumlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, TMK.nun 887. (Eski MK. 802) maddesi uyarınca borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek borçlusuna ihbar yapılmadan takibe geçilemeyeceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy