(818 S. K. m. 138)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-karşı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Abdulkadir Acar ile davalı vek. Av. Ekrem Bedir'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 3.3.2001 tarihinde tek dağıtıcılık sözleşmesi imzalandığını bu sözleşme uyarınca müvekkilinin Hollanda, Belçika ve Lüksemburg genelinde bir kısım ürünlerin tekel dağıtıcılık hakkını elinde bulundurduğunu, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkilinin, ürünlerin pazarda tanıtımı için reklam yaptığını, fuarlara katıldığını ürünün bölgede tanınmasından sonra davalının bölgeye doğrudan veya dolaylı olarak ürün sevkiyatı yaptığını ve sözleşmeye aykırı davrandığını büyük yatırımlar yapan müvekkilinin zarara uğradığını ve prestij kaybettiğini belirterek sözleşme gereği 500.000 Euro cezai şartın 100.000 Euro maddi, 5.000 Euro manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise talep ettiği alacak için faiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmeye aykırı davranan tarafın davacı olduğunu, müvekkilinin davacının bölgesine doğrudan veya dolaylı mal satışı yapmadığını belirterek davanın reddini, karşı dava olarak da 30 milyar maddi, 20 milyar manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delilere göre davacının ibraz ettiği 12.3.2003 tarihli belgenin dava açıldıktan sonraki bir tarihi taşıdığını davalının yeni delil ibrazına karşı çıktığını bu nedenle bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceğini, kaldı ki anılan belgenin sözleşmenin davalı tarafından fesh edilmesinden sonra düzenlendiğini, davacının dava dilekçesine ekli olarak sunduğu 13.5.2002 ve 30.5.2002 tarihli faturalarında delil niteliği bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen dava ile karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin A/3 maddesinde davacının cezai şart isteyebilmesi Akyudum Bölge'ye Ref Ref'e satılan dışında ürün girişinin olmamasını sağlamayı taahhüt etmiştir. Akyudum taahhüdünü yerine getirmediği, bir başka deyişle Bölgedeki herhangi bir üçüncü şahsın ürün talebini karşıladığı veya bölge dışında 3. bir şahsa satılmış dahi olsa bu ürünlerin bölge içinde 3.şahıslar tarafından satışı yapıldığı takdirde Ref Ref'e 500.000 Euro cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir" koşuluna bağlanmıştır.
Davacı tek satıcılık bölgesi içinde bulunan iki farklı marketten aldığı iki faturaya dayalı olarak davalının anılan sözleşme hükmünü ihlal ettiğini iddia etmiştir. Bu faturalar davaya konu Aytaç Marka suyun davacının bölgesinde satıldığını göstermekte ise de, satışa konu suların marketlerce kimden ve ne şekilde temin edildiği anlaşılamamaktadır. Bir başka anlatımla salt bu faturalar davalının sözleşmeye aykırı olarak bölgeye su sattığını kanıtlamaya yeterli kabul edilemez.
Davacı 12.3.2003 tarihli faturaya da dayanmış ise de, davadaki haklılık durumu dava tarihindeki koşullara göre belirleneceğinden ve anılan bu fatura davadan sonraki tarihi taşıyan satışlara ilişkin bulunduğundan, mahkemece bu faturaya itibar edilmemesi ve yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 450.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine, aşağıdaki yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 23.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy