(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 571, 598, 599, 600)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Savaş Hakan'ın diğer davalı Abdullah Göktaş'tan ciro yoluyla elde ettiği bonoyu icra takibine koyduğunu, 30.9.1994 tanzim ve 31.12.1994 vade tarihli 715.000.000.-TL. bedelli bononun dava dışı Abdulkadir Taylan, Kadem Tosun, Erol Aras ve başka kişilerce alacaklı oldukları gerekçesiyle müvekkiline cebir ve şiddetle 20.3.1995 tarihinde açığa imza şeklinde imzalattırıldığını, diğer kısımların sonradan doldurulduğunu ileri sürerek bonodan dolayı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Savaş Hakan vekili müvekkilinin dava konusu bonoyu davalı Abdullah Göktaş'tan ciro yoluyla elde eden iyiniyetli 3. kişi durumunda olduğunu, davacının diğer davalıya karşı ileri sürebileceği iddiaları kendilerine karşı ileri süremeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu senedin dava dışı Abdülkadir Taylan ve Kadem Tosun tarafından zorla imzalattırıldığı, bu hususun Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1995/380 E, 1999/436 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile saptandığı, davalıların senedi zorla imzalattırdıklarına dair delil bulunmadığından beraat ettikleri, davacının davalıların suça iştirak ettiklerini ve davalıların kötüniyetli olduklarını TTK.'nun 571, 599, 600 ve TTK.'nun 690 maddeleri uyarınca ispatlayamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı dava konusu 30.09.1994 keşide 31.12.1994 vade tarihli bononun kendisine cebir ve şiddet altında imzalattırılıp, elinden alındığını ileri sürerek dava açmıştır. Dava dosyası ekinde bulunan Üsküdar 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 1995/380 Esas, 1999/436 Karar Sayılı dosyasının incelenmesinde; her ne kadar senet gaspından ceza davası açılmışsa da sanıklar Abdulkadir ve Kadem'in zorla alacaklarını tahsil ettikleri gerekçesiyle bizzat ihkak-ı hak suçundan mahkumiyetlerine, sanıklar Abdullah ve Savaş'ın (senedin zorla alındığı hususunu bildiklerine, bilerek suça katıldıklarına, bilerek senet aldıklarına dair kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle) beraetlerine karar verildiği görülmüştür. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararında saptanan maddi olgu hukuk hakimini de bağlayacağından senedin hukuka aykırı bir biçimde zorla davacının elinden alınmış olduğunun bu davada da kabulü gerekir. Davalılar delil yetersizliği nedeniyle beraat ettiklerinden bu beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz.
TTK'nun 737. maddesine göre, borçlu emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin hükümsüzlüğüne veya senedin metninden anlaşılan def'ilerle alacaklıya karşı şahsen haiz olduğu def'ileri ileri sürebilir.
Senedin Hükümsüzlüğüne ilişkin def'iler ise; nisbi veya mutlak def'iler olup, mutlak defiler herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin iradeyi fesada uğratan sebeplerden ötürü iptali kural olarak ancak senedin tarafına karşı istenebilir. Bu şekilde düzenlenen senedin usulüne uygun olarak başkasının eline geçmiş olması halinde bu tür def'iler ancak karşı tarafın kötüniyetli veya ağır kusurunun bulunduğunun ispatı halinde 3.kişiye karşı ileri sürülebilir. Doktrinde de iradeyi fesada uğratan hallerde senedin üçüncü kişilerin eline geçmiş olması halinde bu tür def'ilerin görünüşte itimat prensibi uyarınca ancak kötü niyetli yahut ağır kusurlu muktesibe (TTK.598) karşı ileri sürülebileceği ve imza sahibinin iradesinin muamelattaki emniyet ilkesi karşısında geri planda kalacağı ileri sürülmektedir. (Burcu Kalkan, Prof.Dr. Ergun Özsunay'a Armağan, Vedat Kitapçılık/2004, s.101-102)
Somut olayda davaya konu senedin hukuka aykırı bir biçimde ve ihkak-ı hak suretiyle davacının elinden alındığı ceza dosyası ile anlaşıldığından ve bu durumda davacının lehtar Abdullah ile aralarında hukuka uygun bir ilişkinin bulunmadığı hususu bu davalıya karşı ileri sürülebileceğinden davalı (lehtar) Abdullah hakkındaki davanın kabulü gerekir. Diğer davalı Savaş senedi ciro yoluyla eline geçiren yetkili hamildir. Senedin davacının elinden hukuka aykırı bir biçimde çıktığının, bu davalının kötüniyetli olduğunun veya ağır kusurunun bulunduğunun davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Bu husus kanıtlanmadığından davalı Savaş hakkındaki davanın reddi doğrudur.
Tüm bu açıklamalar gözönünde bulundurulduğunda, yalnızca davalı hamil Savaş Hakan hakkında açılan davanın reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken davalı lehtar Abdullah Göktaş hakkında açılan davanın da yazılı nedenlerle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın öteki temyiz itirazlarının reddine, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy