(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı karşı davalı vekili müvekkili şirketin davalı karşı davacı şirkete tekstil ürünleri sattığını, davalının yaptığı ödemelerin BK.'nun 84 mad. gereğince öncelikle faize mahsup edildiğini, alacağın tahsili için yapılan icra takibinin haksız itiraz nedeniyle durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili müvekkilinin borcunu ödediğini, müvekkilinden haksız yere 9.950.000.000.-TL işlemiş faiz talep edildiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden 17.5.2002 tarihinden itibaren %64 reeskont faizi talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, %40 tazminat istemiştir. Karşı davasında ise müvekkilinin icra takibine muhatap kalması nedeniyle 10.000.000.000.-TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davacı adına 12500 DM tahsilat yapan Osman Şahin'in tahsil tarihi olan 14.11.2001 tarihinde davacı şirketi temsile yetkili olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın bu miktarın davacı defterlerine işlenmemesinden kaynaklandığı, davacının yapılan ödemeleri öncelikle faize mahsup edeceği konusunda ihtirazı kayıt ileri sürmediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş, davalı karşı davacının yapılan icra takibi nedeniyle ticari itibari zedelediğinden karşı davanın kısmen kabulü ile 5.000.000.000.-TL. manevi tazminatın davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece, davacı adına para tahsil eden Osman Şahin'in tahsilat tarihinde davacı şirketi temsile yetkili olduğu gerekçesiyle hüküm oluşturulmuştur.
Oysa, dosyaya sunulmuş olan 17.6.1999 tarihli imza sirkülerine göre 3 yıl süreyle Fikret Özsoy'un münferiden, Osman Şahin ve Fuat Özsoy'un müştereken davacı şirketi temsile yetkili oldukları, başka bir deyişle Osman Şahin'in tek başına temsil yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalı tarafın 30.12.2002 tarihli cevabı ihtarnamesinde, davacının gönderdiği temerrüt ihtarnamesinin 23.12.2002 tarihinde tebellüğ edildiğine ilişkin beyan bulunmaktadır. Hal böyle olunca; davalının takipten önce temerrüde düştüğünün ve işlemiş faizle sorumlu tutulabileceğinin kabulü gerekir. Ayrıca, davacı icra takip talebinde BK.'nun 84.md. gereğince ödemelerin öncelikle faize mahsup edilmesinin istediğine göre tahsilat sırasında ayrıca ihtirazı kayıt koymasına gerek yoktur.
Mahkemece, bu yönler üzerinde durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı karşı davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy