(2004 S. K. m. 166, 179, 179/A, 179/B) (1086 S. K. m. 43, 45) (6762 S. K. m. 324)
Dava: Davacılar tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde alacaklı Yapı Kredi Bankası vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, deri tabaklama ve deriden mamül konfeksiyon üretimi ve pazarlaması yapan müvekkili şirketlerin üretiminin tamamını Avrupa'nın önde gelen moda firmalarına ihraç ettiğini, 1998 yılında deri sektörü açısından en büyük pazar olan Rusya'da meydana gelen ekonomik kriz sebebiyle müvekkillerinin mali durumunun bozulmaya başladığını, 1998'den 2002 yılına kadar çeşitli taşınmazlarını borçlarına karşılık bankalara devrettiğini, 2004 yılında Rusya ile Türkiye arasındaki kargoların kapatılması, paritenin negatif etkisi gibi sektörel sebepler ve yeterli temin edilememesi sebebiyle mali durumun bozulduğunu, aktiflerin borçları karşılayamaz duruma düştüğünü, iyileştirme projesi çerçevesinde mali yapılarını düzeltilebileceğini, ihtiyaç fazlası haline gelen bazı deri işleme makinalarının satılıp işletme sermayesine ilave edileceğini, alacaklılarla uzun vadeli tasfiye protokolleri yapılma imkanı doğacağını, iki adet taşınmazın teminat olarak gösterilip ham deri alınacağını, çünkü bir deri firması ile ortaklık görüşmelerinin devam ettiğini, ayrıca maliyeti azaltıcı bazı tedbirlerin alınacağını, satışların artırılması için iç ve dış fuarlara katılınacağını, deri konfeksiyon işine yeniden başlanacağını, iyileştirme projesi kapsamındaki proje ve tedbirlerin bir yıl süreyle uygulanması sonucunda yaklaşık 1.553.000 Dolar girdi sağlanacağını ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davacı şirketlerin borca batık halde olduğu, iyileştirme projesinin sağlam verilere göre hazırlandığının ve gerçekleştirme olanağının yüksek olduğunun bilirkişi incelmesi sonucu saptandığı gerekçesiyle iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine, tedbirlerin şirketin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri hakkında da geçerli olmasına karar verilmiş, hüküm alacaklı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı şirketler birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlar, mahkemece birlikte açılan dava ile iflasın ertelenmesine ait talep usule aykırı bulunmayarak birlikte sonuçlandırılmıştır.
Birden fazla kişi tarafından açılan ve birden fazla kişi hakkında açılan davalar benzer olaylara ve hukuki nedenlere dayanması halinde ihtiyari dava arkadaşlığının sözkonusu olup olmadığı yönünden açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK.nun 45/3. maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirilebileceği kabul edilmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan (Alengoya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62). birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içinde değerlendirilerek bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden usul ekonomisine de uygun düşmektedir. İflasın ertelenmesi talebinde bulunan birden fazla sermaye şirketinin talebi ayrı ayrı değerlendirileceğinden ve erteleme koşullarının talepte bulunan her şirketin kendi mali yapısı içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği aranacağından talep HUMK.nun 43. maddesine uygundur.
Davacı Şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık halde olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten faydalanmamış olması gerekir. Bu şartlar erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali bünyesinde gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2. maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu sebeple mahkeme öncelikle erteleme talep eden şirketin borca batık halde olup olmadığını tesbit etmeli, borca batık halde ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığını incelemelidir.
Şirketin borca batık halde olması halinde iflasını ve erteleme talebini düzenleyen İİK.nun 179. maddesi ve TTK.nun 324. maddesinde bu istemin ilanına ait bir düzenleme yapılmamıştır. İflasın ertelenmesi kurumu erteleme talebinde bulunan bu şirketlerin menfaatleri göz önüne alınarak düzenlenmiş ise de, alacaklıların menfaati de kuşkusuz korunmalıdır. Şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve anonim şirketin borca batık halde bulunmadığını, iyileştirme projesinin yeterli olmadığını, alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflasın ertelenmesi talebi İİK.nun 166/2. maddesinde ön görülen usulle ilan edilmeli, ilan üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların itirazları değerlendirilip erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususun gözetilmemesi isabetsiz olduğu erteleme talebinde bulunan anonim şirket ve Limited Şirketten ayrı ayrı iyileştirme projesi istenerek erteleme talebinin her şirketin kendi şahsında mümkün olup olmadığının tesbiti gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması usul ve kanuna aykırı bulunduğu gibi tedbirlerin kefiller hakkında uygulanmasına karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 21.04.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Yerel mahkeme kararının öncelikle aşağıda belirttiğim gerekçe ile bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bu yöndeki temyiz talebinin reddine ait görüşlerine katılamıyorum.
Şöyle ki; Mahkemece davacı şirketlerin grup şirketler olduğu, bu sebeple birlikte dava açabilecekleri kabul edilmiş, sayın çoğunlukça İHTİYARİ dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilip HUMK.nun 45/3 maddesinde davaların biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması halinde davaların birleştirileceği esas alınmıştır.
HUMK.nun 45. maddesi davaların birleştirilmesi ile ilgili olup, somut olayda ayrı açılan davaların, birleştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Sorun iflasın ertelenmesi davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin yalnızca aynı gruba dahil olmaları sebebiyle birlikte iflasın ertelenmesi davası açılıp açılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Burada HUMK.nun 43. maddesinin bu davada uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki durumda birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:
a) Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle (yani müteselsilen, BK. m.141-148) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;
b) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.
Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Davacı şirketlerden birisi A.Ş diğeri ise LTD.ŞTİdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991, s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Her iki davacı şirketten birisi Anonim şirket diğeri Limited Şirket biçiminde kurulmuş olup, ayrı tüzel kişilikleri haizdirler. Buradan hareketle her iki şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
Nitekim Yüksek Yargıtay;
a) Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
(TD 20.4.1961 1166/1278)
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içinde olmaları, birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. Baki KURU'da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351'de HUMK.nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi kanun gereğidir. O durumda farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi davası açmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179. maddesine göre .....şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır. Yasa koyucu şirketler veya kooperatifler dememiş aksine ŞİRKET veya KOOPERATİF demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan kanun hükmüne aykırılık teşkil eder.
Davaların en ekonomik biçimde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK.nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru şekilde hesaplanıp istem sahibinden alınması da şarttır. İki ayrı şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ait düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ait davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir sair ifadeyle borca batıklığın tespit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içerisinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmamaktadır.
Yukarda açıkladığım sebeplerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bu yönü kabul eden görüşlerine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy