(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden A. P. ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme gereğince müvekkilinin 1.298.000.000.TL bedelli beyaz eşya satın aldığını, 100.000.000.TL peşinat ödeyerek bakiye borç tutarı olan 1.198.000.000.TL miktarında teminat bonosu verdiğini, sözleşme ve bonoda diğer müvekkili İbrahim Çelik'in de kefil olarak yer aldığını, davalıya 944.000.000.TL ödeme yapılarak 254.000.000.TL bakiye borç kaldığı halde davalı tarafından aleyhlerine bono tutarının tamamı üzerinden icra takibi başlatıldığını belirterek bono sebebiyle müvekkillerinin 254.000.000.TL borçlu olduklarını, bunun dışında borçlu olmadıklarının tespitiyle %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların müvekkil şirkete 826.000.000.TL ödemede bulunduklarını hata sonucu bononun tamamı üzerinden icra takibi yapıldığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını bildirerek davacıların 472.000.000.TL borçlu bulunduklarının tespiti ile bu tutar üzerinden %40 icra inkar tazminatının davacılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu kısmen benimsenerek davanın kısmen kabulüne, davacıların davalıya 372.000.000.TL borçlu bulunduğunun tespitine, asıl borçtan 1.044.000.000.TL ve faiz istemi 1.652.000.000.TL'den dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olarak bono bedelinin tamamını icra takibine konu yapmasından dolayı 417.600.000.TL tazminatın davalıdan tahsiline, yasal koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen alım-satım sözleşmesinde borcun belirlenen vadede ödenmemesi halinde vade farkı uygulanacağına dair hüküm bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece sözleşmedeki vade tarihleri ve ödeme tarihleri gözetilerek, davalı alacaklının ne miktar vade farkı ve asıl bedel alacağı bulunduğunu belirleyen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının 472.000.000.TL alacaklı olduğu gözetilerek bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy