(6762 S. K. m. 1151) (818 S. K. m. 41)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili şirket sahibi FD pamuk ticareti yaptığını, dava dışı İY'ye teminat mektubu ile pamuk sattığını, mektubu teslim almadan bankadan teyidini isteyip teyidini aldıktan sonra malı teslim ettiğini, teminat mektubu bedelinin sahte olduğundan bahisle ödenmediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini, iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevabında, dava konusu teminat mektubunun sahte olduğunu, üzerindeki imzaların yetkililere ait olmadığını, gerçek teminat mektubunun lehtar İY tarafından müvekkili bankaya iade edildiğini, müvekkili aleyhine dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu raporuna göre teminat mektubunun iğfal kabiliyetine haiz bulunduğu, davacının teminat mektubunun bir örneğini bankanın Maraş Şubesine ibraz edip, Mersin Şubesinin olumlu cevabından sonra malı sattığı, bu nedenle davacının kusurlu davrandığının kabul edilemeyeceği, gerek Mersin, gerekse Maraş Şubesinin yapılan görüşmelerde mektubun sahteliği hususunda bir iddia ileri sürmediği, bundan dolayı verilen mektuptan davalı bankanın sorumlu tutulması gerektiği davalının ihtarname ile temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın 19.000.000.000.-TL'lik kısmının iptaline, takibin bu miktar için devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine;
Bankanın itirazında kötüniyetli sayılamayacağından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine;
Takip kötüniyetli olmadığından reddedilen miktar üzerinden davalı yararına tazminata hükmedilmesine mahal olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle somut olayın özelliği gözetilerek davalı bankanın itirazında kötüniyetli kabul edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı banka vekilinin temyizine gelince;
Davacı şirket yetkilisinin davadışı İY'e satılacak mal bedelinin teminatı olarak davalı bankanın Mersin Şubesinden verilen 3.6.1999 tarihli teminat mektubunun önce faks örneğini davalı bankanın Kahramanmaraş şubesine ibraz edip teyidini istediği bu şube yetkililerinin ilgili Mersin şubesi ile görüşüp teyid verdikleri ve teminat mektubunun aslını istedikleri, davacı yetkilisinin ertesi gün teminat mektubunun aslını yine Kahramanmaraş şubesine götürdüğü, bu şubenin teminat mektubu aslını yine kontrol edip davacı şirket yetkilisine sözlü teyidini verdikleri, davalı bankanın çalışanlarının özellikle U. B'nin hazırlık ifadesi ile sabittir. Bu teyitlerden sonra davacı şirketin dava dışı şahsa malı teslim edip davalı bankadan teminat mektubunun nakde çevrilmesini istediğinde bankanın mektubun sahte olduğunu bildirerek nakde çevirmediği hususları da ihtilafsızdır.
Açıklanan bu yönler dikkate alındığında davalı bankadan yazılı teyid almadan davalı banka çalışanlarının sözlü beyanlarına güvenerek malı dava dışı şahsa teslim eden davacı yan kusurludur. Ne var ki hem teminat mektubunun faks metnine, hem de ertesi gün ibraz edilen aslına iki kez sözlü olarak teyid verilmesi sonucu malın davadışı şahsa teslim edilmesine sebep olan gerekli özeni göstermeyen ve davacı yetkilisine teminat mektubunun geçerliliği hakkında güven sağlayan teminat mektubunun muhatabı davacıyı haberdar etmeksizin onun ibrasını almaksızın süresinden önce teminat mektubunun iadesini kabul edip bloke hesabını tasfiye eden davalı banka çalışanlarının bu eylemlerinden dolayı davalı bankada muterafık kusurludur.
Nitekim dosyada alınan bilirkişi raporlarında, da taraflar muterafık kusurlu bulunmuşlardır.
Bu durumda mahkemece alınan bilirkişi raporlarında taraflara yüklenen kusur oranlarındaki farklılık ve raporlara itirazlar da gözetilerek yeniden telif edici 3. bir bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile tarafların kusur oranlarının saptanarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.7.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy