(2004 S. K. m. 179/B)
Dava: Taraflar arasındaki iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün ve ek kararların süresi içinde müdahil Anadolubank A.Ş,. Oyakbank A.Ş. ve Koçbank A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden Natateks Dış Tic. Ltd. Şti.nin 20.5.1998 tarihinde kurulup faaliyete geçtiğini, sermayesini 21.9.2004 tarihinde 1.250.000.000.000.-TL.na yükselttiğini, giysi imal edip ihraç eden şirketin son yıllarda meydana gelen ekonomik krizler nedeniyle nakit sıkışıklığına girdiğini, 2004 yılında aktiflerin pasifleri karşılayamaz hale geldiğini, iflasın ertelenmesi halinde mali durumunun ıslahının mümkün olduğunu, diğer şirketlerin Nateteks Ltd. Şti.ne verdiği hizmet dışında bağımsız faaliyetleri bulunmadığını, üretime devam eden şirketin aldığı siparişlerle mali durumun iyileştirebileceğini ileri sürerek iflasın ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davacı şirketlerin borca batık durumda olduğu, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunduğu gerekçesiyle iflasın ertelenmesine karar verilmiş, karar Koçbank A.Ş, Oyakbank A.Ş. ve Anadolubank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Borçlu Natateks Ltd. Şti., Camteks. Ltd. Şti, Piateks Ltd. Şti., TNY Tic. Ltd. Şti. ve Tarnak Ltd. Şti. aynı dava dilekçesi ile iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. İflasın ertelenmesi talebi erteleme talebinde bulunan her şirketin mali yapısı içinde ayrı ayrı değerlendirileceğinden bu yöndeki talep HUMK. nun 43. maddesi uyarınca mümkündür. Bu nedenle alacaklıların erteleme taleplerinin ayrılması gerektiğine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- İflasın ertelenmesi koşullarının erteleme talebinde bulunan her şirketin kendi mali yapısı içinde oluşması gerekir. Bilirkişi raporunda iyileştirme ümidinin bulunduğu belirtilmişse de bunun nasıl sağlanacağı konusunda verilen rapor denetime elverişli değildir. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olduğu gibi, sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesinin iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılığını etkileyip etkilemediği hususu üzerinde durulmaması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
İflasın ertelenmesi halinde uygulanacak tedbirler İİK. nun 179/b maddesinde düzenlenmiştir. Ertelemenin amacı da gözetilerek yasal sınırlar içinde tedbir kararı verilebilir. Haciz konulan paraların borçlu şirkete ödenmesine ilişkin tedbir kararı İİK. nun 179/b maddesi hükmüne uygun değildir. Ek kararların bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (I/1) nolu bentte açıklanan nedenlerle alacaklıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (I/2 ve II) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.05.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Aşağıdaki gerekçelerle yerel mahkeme kararı ile Dairemizin kararının (1) sayılı bendinde yer alan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. Şöyle ki;
İflasın ertelenmesi davasının ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerin sadece aynı gruba dahil olmaları ve birisi hakkında verilecek kararın diğerini de etkileyeceği gerekçeleriyle birlikte açılıp açılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Oysa, burada HUMK. nun 43. maddesinin bu davada uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Anılan maddeye göre, birden çok kimseler ancak iki halde birlikte dava açabilirler. Bu haller şunlardır:
a) Davacıların dava konusu hak veya borç bakımından iştirak halinde bulunmaları veya ortak bir işlemle (yani müteselsilen, BK. m.141-148) hak kazanmaları ya da borç altına girmeleri;
b) Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğması.
Somut olayda iflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan, alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin bir alacaklıya asaleten ya da kefaleten borçlu olmaları veya aynı gruba dahil şirket olmaları iflasın ertelenmesi davasını birlikte açmalarına gerekçe yapılamaz. Şirketler arasında dava konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi, davanın her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Gerçekten de aynı sebep kavramı hem maddi vakıalar ve hem de hukuki sebepler bakımından ele alınmalıdır. (Bkz. ULUKAPI, Ömer, Medeni Usul Hukukunda Dava Arkadaşlığı, Konya 1991, s.129). Davacıların iflasın ertelenmesi talepleri her bir şirketin mali durumlarının kötü olduğu ve iyileştirilebileceği sebebine dayalı ise de, mali durumun kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır. Özellikle iflasın ertelenmesi davasında iyileştirme koşullarının tesbitinde de ayrı ayrı vakıalar gözönüne alınacaktır. Her beş davacı şirket ayrı tüzel kişilikleri haizdirler. Buradan hareketle her beş şirketin de bilançolarında aktif ve pasif kalemleri ve buna paralel olarak borçları ve borçlu oldukları kimseler ile alacaklıları ve alacaklı oldukları kimseler farklıdır.
İflasın ertelenmesi davası niteliği, mahiyeti itibariyle aynı gruba dahil olsalar dahi ayrı tüzel kişiliği bulunan ayrı organları olan her bir davacı şirket için ayrı ayrı dava konusu yapılmalıdır. Davanın reddi halinde talepte bulunan şirketlerin iflasına karar verileceğinden davanın her bir davacı şirket yönünden ayrılarak görülmesi ve sonuçlandırılması gerekir.
a) Bir iş yerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir.
(HGK. 18.4.1956 T/36-29; HGK 11.12.1951 4/177-135; HGK 3.10.1957 83/79 ve TD 11.3.1955 1366/1857).
b) Bir sigorta şirketinin değişik kişilerden sigorta pey akçesi alıp sigorta sözleşmesini yapması halinde bu kişilerin (pey akçesi verenlerin) verdikleri parayı geri alabilmek için sigorta şirketine karşı birlikte dava açamayacaklarına karar verilmiştir.
Anılan HGK. ve Daire kararlarından da anlaşılacağı üzere davacılarımızın aynı grup içerisinde olmaları, entegre şirketler olmaları birlikte iflasın ertelenmesi davası açmalarına imkan vermez.
Nitekim Prof. Dr. Baki Kuru'da Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3, Sh. 3351'de HUMK. nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK.m.156 vd) açılamayacağı kanısında olduğunu bildirmiştir. Bu durum dahi ayrı borçlulara karşı birlikte iflas davası açılamayacağını gösterdiği gibi birden fazla borçlunun da birlikte hasımsız olarak iflasın ertelenmesi davası açılamayacağının göstergesidir. Çünkü iflasın ertelenmesi davasının reddi halinde davacıların iflaslarına karar verilmesi yasa gereğidir. O halde farklı tüzel kişiliğe sahip davacıların birlikte aynı davada iflasın ertelenmesi davası açmalarının mümkün olduğunun kabulü olanaksızdır.
Öte yandan; İİK.nun 179. maddesine göre .....şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir. Madde metninin lafzi yorumundan da iflasın ertelenmesi talebinin ancak bir şirket veya kooperatif için ileri sürülebileceği açıktır.
Kanun koyucu şirketler veya kooperatifler dememiş aksine ŞİRKET veya KOOPERATİF demek suretiyle davacının çoğul değil tekil olacağını göstermiştir. Bunun aksinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırılık teşkil eder.
Davaların en ekonomik şekilde sürdürülüp sonuçlandırılması gerek Anayasanın ve gerek HUMK. nun emredici hükümleridir. Ne var ki, harca tabi davalarda harcın doğru biçimde hesaplanıp istek sahibinden alınması da şarttır. Beş ayrı şirketin tek bir davada iflasın ertelenmesini isteyebileceklerinin kabulü, ayrı dava konusu yapılması halinde ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan da kaçınmalarına imkan verecektir. Harçlara ilişkin düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok gerçek veya tüzel kişinin aynı davada iflasın ertelenmesini istemelerine engel teşkil etmektedir.
Öğretide ve uygulamada iflas ve konkordato istemlerine ilişkin davaların münferiden açılması gerektiği düşüncesi hakimdir (KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C.III, Ankara 1993, S.2667). İflasın ertelenmesi davasında da bu görüşlere paralel davranılmalıdır. Zira, iflasın ertelenmesi davasının reddi gerektiğinde, bir diğer ifadeyle borca bataklığın tesbit edildiği ve iyileştirme projesinin uygun görülmediği hallerde mahkemece şirketin iflasına karar verilecektir. İflasın ertelenmesi davasının sonuçlarından biri de iflasın açılmasıdır. Birden çok borçlunun iflası bir dava içinde istenemeyeceği gibi birden çok borçlunun iflasın açılması sonucunu doğuracak olan iflasın ertelenmesi davasını da birlikte açmalarına imkan bulunmamaktadır.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle yerel mahkeme hükmünün öncelikle bu gerekçelerle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) numaralı bendinde gösterilen diğer temyiz itirazlarının reddine dair görüşlerine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy