(2004 S. K. m. 206) (4389 S. K. m. 15) (6183 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı TMSF vekili alacaklarının Bankalar Kanunu'nun 15/7-b, 15/3 ve 15 a maddeleri uyarınca 6183 sayılı yasa uyarınca takip ve tahsil edildiğini bildirerek, ilk hacze iştirak ettirilmedikleri sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı T. Ekonomi Bankası AŞ. vekili davacının alacağına imtiyaz tanıyan özel bir yasal düzenleme bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesi'nce TMSF'ye devredilen bir alacağın 6183 sayılı yasa uyarınca takip edilebilecek olmasının alacağın sıra cetveline imtiyazlı olarak kaydedilmesini gerektirmeyeceği; 4949 sayılı yasa ile değişik İİK. nun 206 ncı maddesinde davacı alacağının imtiyazlı alacaklardan sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı TMSF vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı alacağına İİK. nun 206 ncı maddesi ile imtiyaz tanınmadığı hususu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan yasa hükmün iflas yolu ile düzenlenen sıra cetvelleri ile ilgilidir.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/3, 15/7-b ve 15 a maddelerine göre davacı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun alacaklarının kamu alacağı niteliğinde olduğu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 21/I nci maddesinin tanıdığı hacze iştirak imkanından yararlanacağı kuşkusuzdur.
Bu nedenle mahkemenin red kararına dayanak yaptığı gerekçe isabetli değildir.
Ne var ki, somut olayda davacı Fon, bedeli paylaşıma konu mal üzerine ihtiyaten haciz koydurmuştur. 6183 sayılı yasanın 21/I nci maddesi kamu alacaklarından dolayı konulan kesin hacizlerin üçüncü kişiler tarafından konulan hacizlere iştirakine imkan tanımakta, kamu alacakları için konulmuş bulunan ihtiyati hacizler için bu imkan tanınmamaktadır. Hal böyle olunca sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile ve HUMK. nun 438/son maddesi uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının HUMK. nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, 17.11.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy