(2004 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dava dışı borçlu Murat Akıdan'a ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde alacağı muvazaalı olan davalıya üst sıranın verildiğini; davalı ile borçlunun arkadaş olduğunu ve borçlu aleyhine açtıkları ek davadan sonra davalı yanca takip başlatıldığını, davalının her zaman düzenlenmesi mümkün bulunan bonoya dayandığını, taşınmazın yine bir yakını tarafından satın alındığını ve borçlunun halen taşınmazda oturmaya devam ettiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili alacağın muvazaalı olmadığını, öyle olsa daha evvelden takip yapılarak işlemlerin tamamlanması yoluna gidilebileceğini ve davacı ile garameye girilmeyeceğini, borçlunun 22.300,-USD. tutarındaki bir başka borcunu kapatabilmek için müvekkilinden para aldığını; borçlunun İcra Mahkemesi'nde borca itiraz davası ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nde menfi tesbit davası açtığını ve davaların reddedildiğini, müvekkili aleyhine ceza soruşturması başlatıldığını ve müvekkilinin beraat ettiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; ispat yükü üzerinde bulunan davalının, dayanağı olan bonoyu destekleyecek delil ibraz edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı alacağının muvazaaya dayandığı iddiasıyla açılan sıra cetveline itiraz davaları, davacıyı borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak kasdıyla yaptığı hileli tasarruflardan korumak gayesini güder. Somut olayda davalı alacaklı ile dava dışı borçlu arasında borcun bulunmadığı noktasında icra mahkemesinde ve genel mahkemede görülmüş ve kesinleşmiş mahkeme kararları ile davalı alacaklı bakımından beraat kararı ile sonuçlanmış bir ceza kovuşturması bulunduğuna göre, davalı alacaklı ile dava dışı borçlunun mal kaçırmak kasdı ile anlaşmalı davranmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalı alacağının muvazaaya dayandığı yönündeki kabulünde isabet yoktur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy