(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 483, 486)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av.Ersin Zoralıoğlu gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı borçlu şirket ile davalı bankanın Kocaeli Şubesi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, diğer davacıların da sözleşmeye müteselsil kefil olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Banka hesabı kat ederek borçlu ve kefiller hakkında icra takibi yapmış davacılar icra takibine karşı kısmi itirazda bulunmuşlardır. Borçlu şirket yetkilisi bilahare kısmi itirazından vazgeçmiş ve borcu taksitler halinde ödemeyi kabul etmiş, daha sonra borçlu şirket ve kefiller vekili borçlu olmadıklarının tespiti istemiyle bu davayı açmıştır.
Davalı vekili, davacılara üçer aylık devrede ekstrelerin gönderildiğini, kat ihtarına da itiraz edilmediğini, itirazın da geri alınarak borcun kabul edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davacı şirketin hesabındaki paranın virman ve nakit çekim yolu ile davacı şirketin irtibatlı olduğu başka bir şirketin hesabına aktarıldığı, davacıların davalı bankaya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı borçlu şirket ve kefiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunmasına, davacı (borçlu) şirket yetkilisinin icra dosyasında itirazını geri alarak borcu kabul beyanı gözetilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı kefiller aleyhlerinde yapılan icra takibine itiraz etmiş olup, kefillerin itirazdan vazgeçmeleri veya borcu kabulleri de yoktur. İcra takibi kefiller yönünden de tüm kredi borcuna yönelik olarak yapılmıştır.
Bu durumda mahkemece kefillerin kefalet limitleri ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözetilip tartışılmadan kefiller yönünden de yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 450.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.12. 2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy