(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin davalıdan kablo satın alarak bedelini ödediğini, bu malların 1.12.2000 tarihinde yapılan protokole göre, talep edildiğinde verilmek üzere davalı şirketin depolarında ücretsiz muhafaza edileceğinin kararlaştırıldığını, kısmi kablo tesliminden sonra, tüm kabloların teslimi için ihtarname çektikleri halde, davalının edimini yerine getirmediğini ve davalı hakkında başlatılan İcra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, protokol gereği müvekkil şirketin davacıya ait malları yedinde muhafaza ettiğini, 22.6.2002 tarihine kadar mal alımı için talep olmadığını, malı teslime hazır olduklarını ve temerrüde düşürülmeden müvekkilinden temerrüt faizi istenemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının asıl alacağa itiraz etmediği, işlemiş temerrüt faizi yönünden ise, temerrüde düşürülmediği ve davacının talebini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının davalıdan mal satın alıp, bedelini peşin ödediği ve bedeli ödenen bir kısım malın davalının deposunda muhafaza altına alınıp davacının ihtarına rağmen davacıya teslim edilmediği çekişmesizdir.
Uyuşmazlık, ihtara rağmen teslim edilmeyen mal bedelinin ve faizinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacı takibinde ödenmeyen mal bedeli ile işlemiş faizi talebinde bulunmuştur. Böylece akdi fesih ettiğinin ve teslim edilmeyen mal bedelini isteyebileceğinin kabulü gerekir. Ne var ki, takipten önceki ihtarnamede paranın ödenmesi istenmediğinden temerrüt takiple gerçekleşmiştir. Davalı takibe yönelik itiraz dilekçesinde açıkça esas alacağa, faize ve faiz oranına itiraz ettiğini bildirmiştir. Buna rağmen mahkeme kararının gerekçesinde borcun aslına itiraz edilmediğinin kabulünde hata bulunmaktadır. İtiraz dilekçesinde borca ve ferilerine İtiraz edilmiş ise de, 3.11.2004 tarihli oturumda taraf vekilleri imzasız beyanları ile, asıl alacağa itiraz edilmediği yolunda açıklamalarda bulunmuşlardır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup, asıl alacak yönünden takibe itiraz olduğu dikkate alınıp, yargılama sırasında bu itirazın geri alınıp, alınmadığı sorulmak suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin ve davalının temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy