(818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan fatura ve cari hesap nedeni ile alacaklı olduğunu bu alacağın tahsili için girişilen takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iş merkezinin Konya olması nedeni ile yetkili mahkemelerini bu yer mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacıdan bir takım mallar alıp karşılığında davacıya demir satıldığını, müvekkilinin bakiye borcunun 362.733.611.-TL. olduğunu, bu miktarın davacı yanca kabul edilmediğini talep edilen faizin fahiş olduğunu öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının ticari ilişkiler nedeni ile davalıdan alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı talebinin bir bölümünün vade farkından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın olması gerekir.27.6.2003 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararına göre faturalarda vade farkı şerhi bulunması ve süresinde faturaya itiraz edilmemiş olması fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurup, vade farkı istenmesine olanak vermez. Hal böyle olunca mahkemece belirtilen hususlar üzerinde durulup, araştırma yapılarak sonucuna göre, BK.'nun 104/son maddesine aykırı olmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken uyulmasına karar verilen Dairemizin 20.3.2003 gün 2002/259 - 2003/2422 sayılı ilamında belirtilen koşullar yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince davacının takibe geçmede kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığı halde davanın reddedilen bölümü üzerinden davacı aleyhine tazminata karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının 2 sayılı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy