(2004 S. K. m. 184, 236/1) (1086 S. K. m. 45)
Taraflar arasındaki kayıt-kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen REDDİNE yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı vekili iflas masasına yaptıkları başvurunun 13.346.101.668.TL.lik kısmının kabul ve bakiyesinin de reddedildiğini, oysa üç ayrı icra takip dosyasından toplam 199.908.328.549.TL. alacaklı bulunduklarını ileri sürerek kabul edilmeyen alacaklarının masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı iflas idaresi vekili usulsüz ve fahiş faizden kaynaklanan ve açıklayıcı hesap özeti sunulmayan alacağın reddedildiğini, öte yandan 125.000.000.000.TL.lik bononun da kullandırılan kredinin teminatı olmak üzere verildiğini, ayrı bir borç içermediğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre; iflas tarihi itibariyle davacı bankanın müflisten bireysel kredi sözleşmesinden kaynaklanan 18.223.766.398.TL. ve senetten kaynaklanan 169.851.927.480.TL. alacaklı olduğu ve bunun 13.346.101.668.TL.lik kısmının önceden kabul edildiği gerekçesiyle davanın 174.279.592.210.TL.lik kısmının kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava üç ayrı takibe konu alacağın davalı müflis Bülent Hüseyin Acar iflas masasına kaydı istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kesinleştiğinden bahisle bonoya dayalı takip dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Oysa bu takipte müflis Bülent Hüseyin Acar borçlu gösterilmediği gibi, bononun dosyada mevcut örneğinden de müflisin bonoda sıfatının bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan alacaklı Toprakbank AŞ. (TMSF) ile dava dışı ve Atak Ltd. Şti. arasında yapılan genel kredi sözleşmesinde müflisin borçlu veya kefil sıfatı olup olmadığı araştırılmadığı gibi, bu genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak girişilen icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının da derdest olduğu anlaşılmaktadır. İflasla birlikte anılan dava da kayıt kabul davasına dönüştüğünden mükerrer kaydın engellenmesi için dava sonucunun beklenmesi veya davaların birleştirilmesi gerekliliği üzerinde durulmalıdır.
Bu durumda mahkemece müflisin bonoda yazılı borçtan hangi hukuki nedenle sorumlu olduğu üzerinde durulmadan, itirazın iptali davasının mevcudiyeti göz ardı edilerek ve teminat olarak verildiği hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen bonoya karşılık gerçek borcun ulaştığı miktar tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi de kabul şekli itibariyle doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy