(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabul, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün birleşen davanın davacısı Erol Ulucan ile davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Özgür Ulucan ile vek. Av. İlhan Kubilay ve diğer davacı vekili Av. Zeynep Dursun ve davalı vekili Av. Abdullah Değirmenci'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Asıl ve birleşen dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, 2.1.2001 tarihli fax talimatındaki imzanın davacı Özgül Ulucan eli ürünü olmadığı anlaşıldığından itirazın iptaline takibin devamına; %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 125.768 YTL 'ye yönelik itirazın iptaline, takibin %38 ve değişen oranlarda işleyecek faizi ile devamına %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm birleşen davanın davacısı ve davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu paranın, davalı bankanın Merter Şubesi nezdinde birleşen davanın davacısı Erol Ulucan hesabında yabancı para olarak bulunmakta iken, 26.10.2000 tarihli fax talimatı ile adı geçenin Bakırköy Merter Şubesindeki hesabına virman yapıldığı, yine aynı tarihli fax talimatı ile yine yabancı para olarak Özgür Ulucan hesabına virman yapıldığı, daha sonra 22.12.2000 tarihli fax talimatı ile yabancı paranın TL'ye çevrilerek TL hesabına kaydının istendiği, 2.1.2001 tarihli talimat ile de Özgür Ulucan hesabındaki paranın Erol Ulucan adına virman yapıldığı anlaşılmaktadır.
Özgür Ulucan tarafından açılan asıl davada hesabından Erol Ulucan hesabına paranın aktarılması için verilen 2.1.2001 tarihli virman talimatındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilmiş, Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile de imzanın Özgür Ulucan'a ait olmadığı belirlendiğinden asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
Birleştirilen davada ise; davacı Erol Ulucan hesabındaki paranın Merter Şubesinden Bakırköy Şubesindeki hesabına ve daha sonra da asıl davanın davacısı Özgür hesabına virman edilmesine ilişkin talimatın dava dışı oğlu Özgür'e ait olduğu ve kendisini bağlamayacağını iddia ederek bu paranın bankadan faizi ile birlikte baliğ olduğu miktarın tahsilini istemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşıldığı gibi asıl ve birleşen davanın çözümü için öncelikle başlangıçta Erol Ulucan hesabında bulunan paranın kızı Özgür hesabına aktarılmasının haklı bir hukuki sebebe dayanıp dayanmadığı, başka bir anlatımla bu işlemin esasını teşkil eden virman talimatındaki imzanın kime ait olduğu ve bu imzanın birleşen davanın davacısı Erol'u bağlayıp bağlamayacağının belirlenmesi gerekir.
Davacı Erol 17.12.2004 tarihli dilekçesinde virman talimatındaki imzanın yetkili vekili olan oğlu dava dışı Özgür tarafından vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle kendi adı yazılarak yapıldığını belirtmiş olup, virman işleminin vekaletnamede verilen yetkiye göre Özgür tarafından yapıldığı mahkemenin de kabulündedir.
Yetkili vekilin bu şekildeki işleminin müvekkili bağlayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece paranın Özgür'ün hesabına geçirilmesine ilişkin virman talimatının, Erol Ulucan'ı bağlayacağı ancak Özgür'ün hesabından paranın Erol Ulucan hesabına aktarılmasına ilişkin virman talimatının hesap sahibinin imzasını içermediği anlaşıldığından hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek asıl davanın kabulü doğrudur. Ancak somut olayın yukarıda açıklanan özelliğine göre alacağın likit olmayıp uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirdiğinden davalı bankanın tazminat ile sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan birleşen davanın davacısı Erol Ulucan'ın vekilinin virman talimatı ile yaptığı işlemin adı geçeni bağlayacağı ve bu suretle birleşen davanın davacısının hesapla ilgisi kalmayacağı gözetilerek birleşen davanın reddi gerekirken, hesapta oluşan faiz yönünden adı geçen lehine hüküm kurulması da doğru değildir. Ayrıca kabulü göre de birleşen davanın reddedilen bölümü yönünden davalı banka yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı Erol Ulucan vekilinin temyiz itirazlarının reddine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı banka yararına takdir edilen 400.00.YTL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davanın davacısından alınarak, davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy