(6762 S. K. m. 324)
Davacılar tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde müdahiller T. Vakıflar Bankası T. A. O.,Fortisbank A.Ş., T. Finans Katılım Bankası A.Ş., T. Ziraat Bankası A.Ş. ve T. İş Bankası A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
İstem iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece başvuran üç şirketin grup şirketleri olduğu, tek merkezden yönetildiği, bu itibarla birlikte dava açabilme şartlarının mevcut kabul edildiği;
Küresel ısınma sebebiyle çiftçilerin yeterli ürünü alamamalarına bağlı olarak, tarım sektöründe çalışan her üç şirketin zor halde kaldığı;
Borçlarının % 95'inin banka kredisine dayandığı; alınan bilirkişi raporuna göre Fertil Kimya San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin 5.000.000,-TL kayıtlı sermayesi bulunduğu ve kısa vadede nakde çevrilebilecek değerlerinin kısa vadeli borçlara oranının % 55,68 olduğu, ASD Plast. Amb. Toh. San. Tic. Ltd. Şti.nin 1.000.000,-TL kayıtlı sermayesi bulunduğu ve aynı oranın %48,58 mertebesinde olduğu, Arsuva Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin ise borca batık bulunmadığı;
Şirketlerin erteleme tedbirleri kapsamında tasarruf edecekleri para ile oluşan likiditeyi hammadde alımında kullanacağı, 2.400.000,-TL.lik stokların işlenerek 6.000.000,-TL.ye satılacağı; 2009 yılı için beklenen KDV iadesinin şirketlere nakit girişi sağlayacağı, yapılan sözleşmelere göre 2009 yılında 14.568.000,-TL satış taahhüdünün alındığı ve %30 karlılıkla 7.500.000,-TL.nin aktife katılmasının beklendiği; dört banka ile borcun yapılandırılması için protokol yapıldığı ve toplam 22.302.057,22 TL. borca karşılık elde edilecek 23.205.854,66 TL. girdi ile şirketlerin iflas etmekten kurtulacağı gerekçesiyle borca batık halde olmayan Arsuva Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin erteleme isteminin reddine; Fertil Kimya San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile ASD Plast. Amb. Toh. San. Tic. Ltd. Şti.nin iflaslarının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş; hüküm müdahiller T. Vakıflar Bankası TAO.,Fortisbank AŞ., T. Finans Katılım Bankası AŞ. Ziraat Bankası A.Ş. Ve T. İş Bankası AŞ. vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Birden çok sermaye şirketin aynı dilekçe ile iflas erteleme talebinde bulunması mümkün olduğundan, temyiz edenler vekillerinin bu yöne ait temyiz itirazlarının oyçokluğuyla reddi gerekmiştir.
2- İflasın ertelenmesi için istemde bulunan şirketin borca batık olması, fevkalade mühletten yararlanılmamış bulunması ve iflas halinden ne biçimde kurtulunacağını gösteren ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesinin mevcudiyeti gerekir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 324 üncü maddesinde borca batıklık; şirket aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi biçiminde tanımlanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise kanunun aradığı inceleme yerine, kısa vadede nakde çevrilebilir değerler ile kısa vadeli borçlar değerlendirilmiştir. Bu hesaplama tarzı ve bu biçimde yapılacak oranlama, bazı durumlarda ödemelerin tatil edilip edilmediğinin belirlenmesinde kullanılabilirse de, yukarda açıklandığı üzere, kanunun aradığı borca batıklık bilançosu kavramını karşılamadığından, mahkemece Türk Ticaret Kanunu'nun 324 üncü maddesi hükmüne uygun şekilde borca batıklığın tesbiti gerekir.
İyileştirme projesinde sermaye artırımından söz edilmişse de, bu konuda dosyaya yansıyan herhangi bir girişim bulunmamakta; aksine her üç şirketin sermayesinin tamamının da ödenmediği anlaşılmaktadır. Sermaye koyma borcu yerine getirilmeden, iflasın ertelenmesinin talep edilmesi halinde, projenin ciddilikten ve inandırıcılıktan uzak olduğunun, şirket yönetiminin iyi niyetli sayılmadığının kabulü gerekir. Bu kapsamda müdahil T. Finans Katılım Bankası AŞ vekilinin 27.06.2009 günlü dilekçeyle, şirketlerin değerli taşınmazlarının davadan kısa bir süre önce muvazaalı şekilde davacılar vekiline satıldığı ve bu tasarrufların iptali için davalar açıldığı ileri sürülmüşken, bu iddianın değerlendirilmemesi de doğru değildir.
Şirketlerin bölge müdürlüklerinin kapatıldığı ve küçülmeye gidildiği belirtilmiş, ancak daraltılmış yönetim sistemi içerisinde satış hedeflerine ne biçimde ulaşılacağı; kapasitenin en üst seviyede nasıl değerlendirileceği de somut verilerle açıklanmamıştır.
Şirketler iflasın ertelenmesini talep ederken, her üç şirketin kullanılan krediler bakımından birbirine kefil olduğunu bildirmişlerdir. Borcun %95'inin banka kredisi olduğu tartışmasız iken hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kefaletlerin ne biçimde değerlendirildiği ve 750.000,-TL sermayeli Arsuva Tar. İlaçları San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin bu kefalet yükü altında iken, borca batık olmadığının hangi muhasebe kriterlerine göre belirlendiği de Yargıtay denetimine açık şekilde açıklanmamıştır.
İyileştirme projesinde stoklarda 2.543.680,-TL tutarında mal bulunduğu, bu malların hammadde darlığından %40, kur farkından %20 oranında değer kazanacağı ve bunun da işletme sermayesi olarak kullanılacağı belirtilmişse de, piyasa darlığı ve kur farkının bu oranlarda olacağının ne biçimde garanti edildiği; olası daralma ve kur farkının giderleri ve diğer maliyet kalemlerini de etkileyip etkilemeyeceği rasyonel şekilde açıklanmamıştır.
Açıklanan sebeplerle mahkemece alınacak ek raporla kanunun aradığı şekilde borca batıklık incelemesinin yapılması ve borca batıklığın sabit olması halinde, projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının gözetilmesi suretiyle bir karar verilmek gerekirken, eksik ve hatalı inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yukarda 1 s. bentte açıklanan sebeple müdahiller vekillerinin sair temyiz itirazlarının oyçokluğu ile reddine, 2 s. Bentte açıklanan sebeple hükmün oybirliğiyle bozulmasına, peşin harçların istem halinde iadesine, 31.03.2010 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu'nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu'nun 179. maddesinde de, yasa koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER dememiş, aksine ŞİRKET VEYA KOOPERATİF demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa'nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tesbit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu sebeplerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) no.lu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki kabullerine ait görüşlerine katılamıyoruz. 31.03.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy