(818 S. K. m. 487) (2004 S. K. m. 259, 301) (1086 S. K. m. 96) (5411 S. K. m. 140, Geç. m. 4, 13)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki ihtiyati haczin kaldırılması talebinin tetkiki sonunda kararda yazılı sebeplerden dolayı talebin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde ihtiyati hacze itiraz eden vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine asıl borçlu ile müteselsil kefiller hakkında ihtiyati haciz isteminde bulunmuş, talep uygun görülerek mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, bankanın gönderdiği ihtarnameye itiraz edildiğini, asıl borcun ipotekle teminat altına alınmış olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilirken kefalet limitinin gözetilmediğini belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, müteselsil kefil hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine BK.nun 487. maddesi uyarınca bir engel bulunmadığı, kefilin kefalet borcunun teminatı olarak ipotek vermediği, bankanın ihtarnamesine yapılan itirazın alacağın muacceliyetini ortadan kaldırmayacağı, ihtiyati haciz kararı verilirken kefalet limitinin aşılmadığı belirtilerek itirazın reddine karar verilmiş, hüküm müteriz vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 259'uncu maddesi uyarınca, İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları tüm zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. -Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.- Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder. Bu emredici hüküm uyarınca ihtiyati haciz isteyenin teminat yatırması bir zorunluluk olup, genel kredi sözleşmesinde bu emredici hükme aykırı olarak konulan kayıt geçersizdir. Teminatın amacı, anılan yasa hükmünde açıkça belirtildiği üzere hem borçlunun hem de üçüncü kişilerin ihtiyati haczin haksızlığının anlaşılması halinde uğradıkları zararların güvence altına alınmasıdır. Teminat olarak nelerin gösterilebileceği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 96'ncı maddesinde sayılmıştır.
Kural olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez ise de; kanunlarda teminat alınmayacağına ait istisnai hükümlerin bulunması halinde, bu istisnai hükümlerin amacı ve kapsamı ile sınırlı olarak teminat aranmaksızın ihtiyati haciz kararı verilebilir. İİK'nın 259'uncu maddesinde ilama dayanan alacaklarda teminat aranmayacağı, ilam niteliğindeki belgelerden doğan alacaklarda ise teminatın gerekip gerekmediğinin hakiminin takdirine bağlı olduğu belirtilmiştir. İİK'nın 301, II hükmünde de konkordatonun reddi halinde teminatsız ihtiyati haciz kararı verileceği öngörülmüştür. Teminatsız ihtiyati haciz kararı verilebileceğine ait istisnai hükümler İİK dışında bazı özel yasa hükümlerinde de yer almaktadır. Örneğin, Bankacılık Yasasının 140, IV hükmünde kamu tüzel kişiliği olan Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na, aynı Yasanın geçici 13'üncü maddesinde, sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalara (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş. dahil), 4603 s. Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi Ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Yasanın Geçici Madde 4, II hükmü uyarınca Yasanın adında sayılan bankalara, bu konuda istisna tanınmıştır. Bu sebeplerle Kanunda açıkça tanınan istisnalar dışında teminat gösterilmeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez. Mahkemece, bu yönler gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeple ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 10.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy