(818 S. K. m. 47, 49, 158)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, taraf şirketler arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sair davalı D. S.'nın da bu sözleşmeden doğacak her türlü borç sebebiyle müteselsil kefil olarak kefaletname imzaladığını, davalı şirket tarafından sözleşme hükümlerine aykırı davranılması sonucu müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini ve fesih sebebiyle bir takım alacak haklarının oluştuğunu belirterek, sözleşmenin haklı sebeple feshine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5000 YTL kar mahrumiyeti ve 15.000 USD cezai şart alacağının reeskont faiziyle davalılardan tahsiline, bayi tarafından kullanılan iki adet telefonun kullanım haklarının resmi devir bedeli üzerinden müvekkili şirkete devrine, 10.000 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, davalı eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitiyle haksız rekabet yasağı süresine uymadan başka şirket ile yaptığı bayilik sözleşmesinin iptaline, bu firmaya ilişkin ürünlerin davalıya ilişkin işyerinden toplanmasına, müvekkile ilişkin ürünlerin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sürerken ıslah dilekçesiyle cezai şart talebi 50.000 USD'ye kar mahrumiyeti istemi ise 50.000 YTL'ye çıkartılmıştır.
Davalılar vekili, akdedilen sözleşmede tek yanlı olarak ve müvekkili aleyhine hükümler bulunduğunu, davacı istemlerinin de kanuni olmadığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı yanca bayilik sözleşmesi hükümlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kar mahrumiyeti alacağı 50.000 YTL'nin dava gününden itibaren değişen oranlarda kanuni faizi cezai şart tutarı alacağı olarak takdiren 35.000 USD'nin dava gününden itibaren 3095 s. kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle dava tarihindeki kura göre TL karşılığının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davalı kefil D. S.'nın sorumluluğunun kefalet limiti 10.000 YTL ile sınırlı tutulmasına, davacı vekilinin haksız rekabetin önlenmesine yönelik bir takım istemlerinden vazgeçmesi sebebiyle bu taleplerin reddine, ayrıca sair taleplerinin de koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş ise de, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin 27. maddesi uyarınca davacı şirketin fesih için yazılı ihbarda bulunması şartının yer aldığı görülmektedir. Mahkemece gerek davacının gerekse davalının sözleşmenin feshine yönelik bir ihbarda bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi, sözleşmenin herhangi bir sebepten sona erip ermediğinin de irdelenmeden yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan kabule göre de davalının mahvına sebep olacağı hususu kanıtlanmadan cezai şartın tenkisine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma biçimine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istem halinde iadesine, 17.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy