(2004 S. K. m. 257, 281, 283)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkiline borçlu bulunan Hasan'ın dava dışı Cafer'e muvazaa ile devrettiği taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde kendilerine pay ayrılmadığını, oysa tasarrufun iptali için Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açtıkları 2006/15 E. sayılı davanın devam ettiğini, dava aşamasında taşınmaz üzerine ihtiyati haciz de konulduğunu ileri sürerek anılan davanın bitmesinin beklenmesi ve sonuca göre sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin dava dışı Cafer'den olan alacağının tahsili için giriştikleri icra takibinde, borçlu adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine haciz koydurarak satış yaptıklarını, davacının ihalenin feshi isteminin Kadıköy 2. İcra Mahkemesi'nin 2006/304 E. sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası sonuçlandığında ihtiyati haczin sıra cetveli düzenlenmesinde dikkate alınacağı gerekçesiyle reddedildiğini, davacının da sıra cetvelinde dördüncü sırayı aldığını, davacının ihtiyati haciz kararı aldıktan sonra tamamlayan merasimi gerçekleştirmediğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillerle ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacının ihtiyati tedbir yoluyla, tasarrufun iptali davasında taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesini sağlayamadığı, bu nedenle İcra ve İflas Kanunu'nun 283/11. maddesi gereğince işlem yapılarak iptal davası bakımından üçüncü şahsın elinden çıkardığı mallar bakımından bu malların yerine geçen değerler oranında tazminat istenebileceği, davacının bu iddiayla dava dışı Cafer hakkında açacağı bir dava sonucunda aldığı ilamla takibe girişebileceği, davacının kendi yararına aldığı bir ihtiyati haciz bulunmadığı, sunulan ihtiyati haciz kararının niteliği incelendiğinde İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesine uygun bir ihtiyati haciz olup, davasının hacze iştirak ve sıra cetveline itiraz şartlarını gerçekleştiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tasarrufun iptali davası borçlunun, haciz veya iflastan önce yapmış olduğu ve aslında geçerli olan tasarruf işlemleri ile malvarlığından uzaklaştırdığı mallardan, bunlar sanki borçlununmuş gibi, alacaklıların tatmin edilmesini sağlayan bir davadır.
Somut olayda davacı dava dışı borçlu Hasan'dan alacaklı olup, bu alacağının tahsili için 17.01.2002 tarihinde Kadıköy 6. İcra Müdürlüğü'nün 2002/7090 sayılı dosyası üzerinden icra takibine girmiştir. Adı geçenin paylaşıma konu taşınmazını 07.12.2001 tarihinde oğlu Cafer'e devretmesi üzerine bu kez Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tasarrufun iptali davası açmış ve bu dava dosyasında 24.02.2006 günü İİK'in 281/2. maddesi uyarınca tasarrufun iptaline konu edilen taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiş, bu karar Kadıköy 6. İcra Müdürlüğü'nün 2006/2438 sayılı dosyası üzerinden infaz edilerek taşınmazın tapu kaydı üzerine 27.02.2007 günü şerh verilmiştir. Bilahare 07.06.2007 gün ve 2007/194 K. sayılı kararla tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm Yüksek 17. Hukuk Dairesi'nin 2008/2523-4914 E.K. sayılı kararı ile onanmıştır. Böylece tapu kaydında Cafer adına kayıtlı olsa bile, önceki malik ve kendi borçlusu durumunda bulunan Hasan'ın borcu için anılan taşınmazı, tıpkı Hasan'ınmış gibi, icra takibine konu etmek hakkına kavuşmuştur.
Davalı yanca girişilen takibin borçlusu ise tapuda malik görünen Cafer'dir. Ne var ki taşınmazın devri şeklinde ortaya çıkan tasarruf davacıya karşı ileri sürülemez hale geldiğinden, sonraki malikin borcundan dolayı konulan haciz de davacıya karşı ileri sürülemeyecektir.
Tasarrufun iptali davası aynı nitelikte bir dava olup malın üçüncü kişiye devrinin engellenip engellenmemesi, davacının hukuk durumunu değiştirmez. Cafer tasarrufun iptali davasında davalı sıfatını haizdir. Malın nihai el değiştirmesi ise cebri ihale ile gerçekleşmiştir. Somut olayda malın Hasan'a aitmiş gibi cebri icraya konu edilmesi söz konusu olup, dördüncü bir kişiye iyi niyetli devir bulunmadığından, sonraki malik Cafer hakkında ilam alınması gerektiğine ilişkin gerekçe yasal dayanaktan uzaktır.
Diğer taraftan hükme esas alınan hatalı ve yanılgıya dayalı bilirkişi raporunun aksine taşınmazın tapu kaydına İcra ve İflas Kanunu'nun 281/11. maddesine uygun biçimde ihtiyati haciz şerhi verilmiştir. Doğrudan doğruya malın aynını ilgilendirmeyen, bir diğer ifade ile şahsi hak doğuran tasarrufun iptali davası bakımından bu geçici hukuki himaye tedbirinin ihtiyati tedbir ya da aynı yasanın 257. maddesine uygun bir ihtiyati haciz olduğu şeklinde kabulde isabet bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy