(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vekili Av. Ş.K. ile davalı vekili Av. A.A.'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine adi kiraya mahsus yolla icra takibine başlandığını, takip talebinde alacağın hangi döneme ilişkin olduğunun, kira alacağı mı olduğunun anlaşılamadığını, ancak tahliyeyi engellemek için talep edilen tutarın icra dosyasına yatırıldığını, taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesi koşullarına uygun olarak kira borçlarının faturalar karşılığı ödenmiş olduğu gibi 01.08.2007 gününden önceki bütün alacakların ödendiğine dair müvekkiline ibraname de verildiğini, dokuzuncu ay kirasının da davalının banka hesabına yatırıldığını ve davalının ihtirazi kayıt koymadan parayı banka hesabından aldığını belirterek davacının borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, dosyaya yatırılan paranın iadesine, % 40'dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 12.05.2006 ve 20.05.2006 günlü kira sözleşmeleri gereğince davalı tarafından eksik ödenen kira bedellerinin (kira dönemi: 2006 yılı Kasım, Aralık, 2007 yılı Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos aylarına ilişkin eksik ödemeler) tahsili için icra takibine başlandığını, 2007 yılının (9.) ayına ait bir alacak talepleri bulunmadığını, 01.08.2007 gününde müvekkilince imzalanan belgenin ibraname olmayıp, ilk akdedilen 11.05.2006 günlü sözleşmeyi geçersiz kılan ve onun yerine 12.05.2006 günlü sözleşmeyi geçerli kılan bir fesih beyanı olduğunu bildirerek davanın reddi ile %40'dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, icra dosyası, bilirkişi kurulu raporu, toplanan delillere göre, davacı borçlunun icra dosyasında davalı alacaklıya 3.196.21 TL borçlu olduğunun tespitine, bu miktardan fazlaya ait yapılan takibin iptaline, 17.307.30 TL'nin %40'ı oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3.196.21 TL'nin %40'ı oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, borçlu olunmadığının tespitine ait menfi tespit davasıdır.
HUMK'nun 388/3. maddesi gereğince mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılacak sonuç ve hükümlerin açıkça gösterilmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece davanın menfi tespit davası olduğu gözden kaçırılarak davacı borçlunun davalı alacaklıya 3.196.21 TL borçlu olduğunun tespitine biçiminde olumlu tespit kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine ödenmesine, peşin harçların istem halinde iadesine, 18.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy