(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 53, 100)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı H. S.'ün müvekkili bankadan kredi kullandığını, diğer davalıların da kefil oldukları, borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek davalılara ihtar gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine yapılan takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu bildirerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, kredinin davacı bankanın kendi memurları tarafından sahte belge düzenlenmek suretiyle kullanıldığını, kendilerinin kredi kullanmadıklarını bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan delillere göre davalı H.'in davacı bankadan genel kredi sözleşmesine göre kredi çektiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere takip tarihi itibariyle bankaya olan borcunu ödemediği, bankada çalışan şef M. A.i B.'ün davalı H.'in hesabına para yatırıp çektiği, davalı H.'in bu durumdan haberdar olduğu, bu davalının banka elemanının kendi adına işlem yapmasını kabullendiği, bu durumun davalının bilgisi dahilinde olduğunu ve bankayı bilgilendirmediğini, davalıya ait hesabın bu haliyle fiktif hesap olmadığı, böyle bir durumda bankanın denetim sorumluluğunun bulunmadığını, B.K.nun 100. maddesi hükmü gereğince bankanın kusursuz sorumluluğunun olmadığını, bankanın gerekli özen ve ihtimamı gösterdiğinin bilirkişi raporu ile belirlendiği, davalının hesabından çektiği miktarların ve banka tarafından uygulanan faizin sözleşmeye uygun olduğu, bu nedenle davalı H. S. ve kefil olan diğer davalıların borcun tamamından sorumlu oldukları, davalıların itirazlarında haksız oldukları gerekçeleriyle itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 40'ı olan 700.-TL. İnkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
B.K.nun 53. maddesi gereğince, ceza mahkemesinden verilen beraat kararları bağlayıcı değil ise de, maddi olguların saptanmasına ilişkin ceza mahkemesi kararları hukuk hakimi yönünden bağlayıcıdır. Somut olayda davalılar dava konusu kredinin davacı bankanın kendi memurları tarafından sahte belgeler düzenlenmek suretiyle kullanıldığını iddia etmektedirler. Davalıların bu iddialarıyla ilgili olarak Manisa Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/342 Esas sayılı dosyasında davacı banka çalışanları hakkında yapılan yargılama sonucunda zimmet ve zimmete sebebiyet vermek suçlarından mahkumiyet kararı verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, somut olayın gösterdiği özellikler itibariyle dava konusu kredinin davacı banka hesaplarından kullanılış şekli ile ilgili olarak dava dışı banka çalışanları hakkındaki ceza davasının kesinleşmesi beklenilmek ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy