(2004 S. K. m. 179)
Dava: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde müdahillerden Yapı ve Kredi Bankası, Akbank, Denizbank, Finansbank, Şekerbank ve Lider Factoring Hiz.AŞ. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İflasın ertelenmesi, borca batık halde olan bir sermaye şirketinin mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde o şirketin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık halde olup olmadığı tesbit edilmeli, borca batık halde ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir.
Mahkemece itiraz üzerine alınan ilk bilirkişi heyetinin ek raporunda, daha önce kayıtlarda görünmeyen şirkete ilişkin taşınmazlar da hesaplamaya dahil edilerek yapılan değerlendirmede, davacının borca batık olmadığı ve son dört ay içerisinde 495.000. TL zarar ettiği belirtilmiştir. Bu rapora yapılan itirazlar üzerine alınan ikinci bilirkişi kök ve ek raporlarında rayiç değerlere göre şirketin borca batık bulunduğu, ayni sermaye olarak şirket varlığına devredilmesine karar verilen taşınmazların değerinin 1.150.000. TL olduğu, davacının iyileştirme ümidinin bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece ikinci bilirkişi kök ve ek raporlarına itibar edilerek iflasın ertelenmesine hükmedilmiştir.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi ek raporunda davacı şirketin borca batık olmadığı belirtilmişken, ikinci bilirkişi raporunda ise davacının borca batık olduğu ve iflasın ertelenmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiş, her iki rapor arasında çelişki bulunduğu halde, bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik incelemeyle ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir. Ayrıca hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu da yeterli incelemeyi içermemekte, Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı bir gerekçeyi ihtiva etmemektir. Bu halde özellikle müdahiller vekillerinin itirazları da karşılanmak suretiyle iyileştirme projesinde ön görülen somut tedbirler çerçevesinde; ayni sermaye olarak şirket malvarlığına dahil edilmesine karar verilen taşınmazların davacının nakit ihtiyacını gidermede hangi ölçüde katkı sağlayacağının, bu taşınmazlarla birlikte iyileştirme projesinde ortaklara ilişkin olup satılarak şirkete nakit akışı sağlayacağı düşünülen gayrimenkullerin üzerlerindeki olası haciz veya ipoteklerin durumunun, dış kaynak sağlamaya yönelik olarak yeni ortak arayışının ayrıntıları ile analiz edilmesi gerekli olup, soyut ve genel öngörülere dayanılması isabetli değildir. Bu halde mahkemece yapılacak iş, alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, bütün deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 24.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy