(2004 S. K. m. 179)
Dava: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde müdahillerden LKF Teks. Boya Tic. A.Ş., İlteks Boya Ltd. Şti., Trakya Bölge Doğalgaz A.Ş. Koruma Klor A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tekstil alanında çalışan müvekkili şirketin önemli markalara üretim yaptığını, son ekonomik kriz sebebiyle kar marjının düştüğünü ve borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesine göre borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek müvekkili şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, rayiç değerler üzerinden yapılan inceleme sonucunda davacının borca batık olduğunun anlaşıldığı, iyileştirme projesinin de ciddi ve inandırıcı olduğu, şirketin borca batıklıktan kurtularak ıslahının mümkün bulunduğu, mevcut iş hacmi sebebiyle iflasın ertelenmesi kararının alacaklıların durumunu kötüleştirmeyeceği vicdani kanaatine varılarak davacının iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller LKF Tekstil Şti, İlteks Boya Şti, Koruma Klor A.Ş ve Trakya Bölgesi Doğalgaz Dağıtım A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık halde olan bir sermaye şirketinin mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde o şirketin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık halde olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık halde ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Yargılama sırasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda iflasın ertelenmesi için gerekli koşulların oluştuğu yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
İyileştirme projesinde; enerji maliyetlerini azaltmaya yarayan tedbirlerin devreye gireceği, ihracatın yanı sıra iç piyasaya yönelik olarak da satış yapılacağı, Ar-Ge, pazarlama ve muhasebe konusunda uzman kadrolarla ciro ve kar oranlarının artırılacağı, gider ve maliyetlerde tasarruf sağlanacağı, borçların yeniden yapılandırılacağı, satışların devamlılığının sağlanacağı öngörülmüş, bu genel ve soyut tedbirler dışında somut bir tedbir olarak 24.7.2007 gününde 300.000. TL sermaye artırımına karar verildiği belirtilmiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporu iyileştirme projesi konusunda yeterli incelemeyi içermemekte, Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı bir gerekçeyi ihtiva etmemektir. Bu halde özellikle müdahiller vekillerinin itirazları da karşılanmak suretiyle iyileştirme projesinde ön görülen somut tedbirler çerçevesinde; karar verilen sermaye artışının ve silinmesi düşünülen ortakların şirketten olan alacaklarının, davacının işletme sermayesi ihtiyacını karşılamaya hangi ölçüde katkı sağladığının, varlığı gerekli dış kaynak ihtiyacını giderip gidermediğinin ayrıntıları ile analiz edilmesi zorunlu olup, soyut ve genel öngörülere dayanılması isabetli değildir. Öte yandan 26.1.2010 günlü kayyım raporunda; Kasım 2009 gününde şirket aktifinde meydana gelen artışın sermaye veya kar artışından değil borçlanmadan kaynaklandığı, sermaye artışı borcunun 197.000. TL'sinin ödenmediği, kısa vadeli borçlar azalmış ise de uzun vadeli borçların arttığı, ticari borçlarda önemli ölçüde artış meydana geldiği, kısa ve uzun vadeli borç senetlerinde de artış bulunduğu belirtilmiştir. Bu halde mahkemece yapılacak iş, alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, anılan kayyım raporu da gözetilerek, bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 24.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy