(818 S. K. m. 19, 20, 44, 104, 161, 409) (1086 S. k. m. 74) (6762 S. K. m. 24)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili ile davalı vekilinin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, taraflar arasında 26.9.2000 tarihinde akdedilen bayilik sözleşmesi ve eki taahhütname gereğince sözleşme tarihinden itibaren taahhüt edilenden eksik beyaz ürün ve madeni yağ satılması sebebiyle davacı tarafça uğranıldığı öne sürülen kar payının cezai şart olarak tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, bayilik sözleşmesi imzalanması ile akaryakıt istasyonunun bulunduğu mahalde satışı yapılması mümkün olmayacak miktar için müvekkilinden taahhütname alındığını, bu satışın yapılmamasında müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacının sözleşmeyi fesih hakkını kullanmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre, sözleşme süresince eksik ürün alınmasına davacının uzun müddet ses çıkarmayıp, davalıyı uyarmamak suretiyle zararın artmasına sebebiyet verdiği, sözleşme süresinin tümü için cezai şart isteme hakkını sözleşme süresi sonunda kullanmasının objektif iyi niyet kurallarına aykırı olması sebebiyle B.K.nun 44. maddesi hükmü gözetilerek hesaplanan zarardan oranında tenkis yapılmasının uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 2.000,00 USD ve 72.706,47 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Türk Ticaret Kanunu'nun 24. maddesi Tacir sıfatını haiz bir borçlu, Borçlar Kanunu'nun 104. maddesinin 2. fıkrasıyla 161. maddesinin 3. fıkrasında ve 409. maddesinde yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla bir ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez hükmünü içermektedir. Belirtilen hükme göre cezai şartın tenkisi tacir sıfatına haiz borçlu tarafından istenemez ise de B.K.nun 19-20 ve B.K.nun 161/2. maddeleri gereğince cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlaka aykırı sayılacağından mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan B.K.nun 44. maddesi dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Öte yandan davacının ıslah talebindeki miktar gözetilmeden bilirkişinin hesapladığı cezai şart alacağı üzerinden tenkise gidilmesi talep aşımı niteliğinde olup, H.U.M.K.nun 74. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan sebeplerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine ödenmesine, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy