(2004 S. K. m. 67)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dışı M. K.'e kullandırılan krediye davalının kefalet ettiğini, kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında, kefalet ettikleri sözleşmeyle kullandırılan kredinin ödendiğini, banka sözleşmeleriyle yeniden kullandırılan kredilerden sorumlu olmadıklarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kefil olan davalının kefalet limitiyle borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı 14.08.2004 tarihli sözleşmeyle dava dışı M. K. tarafından kullanılan krediye kefalet etmiştir. Anılan sözleşme süresiz olarak düzenlenmiş genel kredi sözleşmesidir.
Kural olarak süresiz genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilerde cari hesap şeklindeki kredi hesabının devam eden süreçte bir noktada (0) olması tek yanlı olarak kefaleti sona erdirmez ve aynı sözleşmeye dayalı olarak yeniden kredi verilmesi durumunda kefil, kefalet limiti kapsamında borçtan sorumlu olur.
Ne var ki, süresiz olarak düzenlenmiş olmasına rağmen borç ödenmiş ve cari hesap sıfırlanmış olduktan sonra, bankanın başka kredi sözleşmeleri üzerinden borçluya kredi kullandırması halinde doğan borçtan, eski kredi sözleşmesinin kefilinin, yeni sözleşmelerde imzası veya eski sözleşmede yeni sözleşmelere tarih ve miktar belirtilerek herhangi bir atıf yoksa sorumlu tutulamaz.
Bu durumda mahkemece davalının savunması ve açıklanan hususlar gözetilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun kaynağı tespit edilip, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy