(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında bayilik sözleşmesi olduğunu, davalının teslim aldığı malın bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin almış olduğu mal bedelini ödediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda 2007 yılı itibariyle davalının davacıya 436.155.-TL. ödeme yaptığı, ayrıca 83.703.75.-TL. iade faturası kestiği, böylece davalının borcunun kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 15. maddesinde davacı şirketin defter ve kayıtlarının kesin delil olacağı yönünde hüküm bulunmaktadır. Mahkemece anılan sözleşme hükmü üzerinde durulup, deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
KONYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2008/392 Esas
KARAR NO: 2010/363
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 30/05/2008
KARAR TARİHİ: 09/06/2010
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle, davalı borçlu aleyhine Konya 6 İcra Müdürlüğünün 2008/7035 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, davalının itirazının iptali için süresinde dava açıldığını, müvekkilinin tohumculukla uğraştığını, davalının da tohumculuk işi yaptığını, müvekkili tarafından davalıya takibe konu faturada yazılı tohum satıldığını ve davalı şirkete fatura içeriğindeki malın teslim edildiğini, davalı tarafından takibe konu faturaya süresinde itiraz edilmediği gibi söz konusu faturanın davalı şirket tarafından muhasebe kayıtlarına işlendiğini, bu nedenle fatura içeriği ve bedeli yönünden kesinleşmiş olduğundan davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalının % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap layihasında, müvekkilinin söz konusu faturadan dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili ile davacı şirket arasında 2007 senesi içerisinde büyük miktarlarda ticari ilişki gerçekleştirildiğini, davacı şirket tarafından müvekkiline kesilen bütün faturaların dava konusu fatura da dahil olmak üzere ödemeleri davalı müvekkiline ait çekler, müşteri çekleri, banka havaleleri ile yapıldığını ve davalı şirketin ticari defterleri ile muhasebe kayıtlarına işlendiğini, müvekkili şirkete gönderilen bir kısım tohumun ise iade faturaları düzenlenerek davacı şirketin bilgisi doğrultusunda davacı şirkete iade edildiğini, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığı gibi toplamda davacı şirketten alacaklı olduğundan, davanın reddi ile hukuki mesnetten yoksun bu kötü niyetli dava nedeni ile davacı tarafın % 40 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyamıza sunmuş bulundukları deliller, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde bilirkişi Y
Y
B
tarafından düzenlenen 30.09.2009 günlü rapor ile davacı tarafın kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde bilirkişi M. Ö.'in 14.05.2009 ve 04.06.2010 günlü raporlarının birlikle değerlendirilmesinde takibe ve davaya konu fatura ile birlikte 2007 yılı içerisinde 11 adet faturanın davacıda 498.716,69 TL olarak kayıtlı bulunduğu, ödemelerin 439.366,40 TL olduğu ve iade faturası 67.291,75 TL olarak kayıtlı bulunduğu 2007 yılı esas alındığında kayıtlı faturalar ile birlikte davacının alacaklı olmadığı, asıl alacak kaydının 2006 yılında devredilen 35.034.37 TL den kaynaklandığı, davalının kayıtlarına göre 2007 yılında 10 adet faturanın 495.762,34 TL ödemelerin 436.155.00 TL olduğu ve iade faturaların 83.703,75 TL olarak kayıtlı bulunduğu netice itibariyle davalının borcunun bulunmadığı görülmüştür. Yukarıda ifade edildiği gibi ana sorun davacının kayıtlarının 2006 yılında devredilen 35.034.37 TL den kaynaklandığı takibe ve davaya konu faturanın bedelinin ödendiği, davacının kayıtlarına göre 2007 yılında alacaklı olmadığı, davalı kayıtlarına göre de 2007 yılında borçlu olmadığı anlaşılmış, davalıya kaydedilmeyen bir adet fatura, davacıya kaydedilmeyen bir adet iade faturası ve ödemedeki 3.221,40 TL.lik fazlalık yönünden bu davada çözümün gerekli olmadığı anlaşılmakla, davanın ispat edilemediği görülmüş, davanın reddine, davacının takipte ve davada haksız ve kötüniyetli olduğu, takip ve davaya konu faturanın ödendiği anlaşılmakla davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebi kabul edilmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Davanın reddine,
Davalı tarafın tazminat isteminin kabulü ile asıl alacak 27.000,00 TL üzerinden % 40 oranında hesap edilen 10.800,00 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Peşin alınan 225,50 TL harçtan alınması gereken 17,15 TL karar harcının mahsubu ile bakiye 208,35 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı vekili için takdir edilen 3.170,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HUMK. 432 maddesine göre temyiz süresi on beş gün olup, temyiz süreleri ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile başlamak üzere Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 09.06.2010 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy