(492 S. K. m. 123) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu O. D. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını, davalının sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığını, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine hesabın kat edilerek borçlulara noter kanalıyla ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında başlatılan ilamsız icra takibinin haksız itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe ilişkin itiraz dilekçesini tekrar ettiğini, müvekkilinin usulüne uygun temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda Genel Kredi Sözleşmesi'nde kefil olan davalının taşınmazını kredinin asıl borçlusu lehine ipotek vermesinin kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davalının usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçeleriyle davalının takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, itirazın asıl alacak bölümü üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 - Davacı bankanın temyizine gelince, müşterek borçlu müteselsil kefil olan davalı O. D.'e yapılan tebligatı tebliğ alan O. D. ile aralarında menfaat uyuşmazlığı bulunmadığı anlaşıldığından tebliğin yapıldığı kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken işlemiş faiz ile ilgili kısmın reddi doğru görülmediği gibi, diğer yandan 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun Değişik 123/3. maddesindeki harç istisnası yurtdışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile sınırlı olarak uygulanmalıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2010 tarih 2008/81 Esas 2010/8 Karar sayılı kararında da ... Yasa koyucu itiraz konusu kuralda; bankalar yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılmak üzere temin edilen kredilere ait bazı işlemlerden harç alınmayacağını belirttiğine göre, bankaların kendi özkaynaklarından veya diğer kredi kurumlarından temin ettikleri kredileri Genel Kredi Sözleşmesi'yle gerçek veya tüzel kişilere teminatlı veya teminatsız olarak kullandırmaları itiraz konusu kural kapsamında değerlendirilemez denilmek suretiyle bu husus açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda dava kısmen kabul edildiğine göre kabul edilen tutar üzerinden davalının nisbi karar ve ilam harcıyla sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece bu yönler gözetilmeden davada harçtan muafiyet söz konusu olduğundan harç alınmasına yer olmadığına dair gerekçeye dayanılarak hüküm kurulması isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy