(2004 S. K. m. 179/A, 179/B)
Dava ve Karar: Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesinin uzatılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Maliye Bakanlığı ... Kimya Tic. Ltd. Şti. .... Bankası, ... Bankası, ...Varlık Yönetim A.Ş., ... Kimya San. Tic. Ltd. Şti. ve ... A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
İflasın ertelenmesinin uzatılması talebinde bulunan vekili, 10.10.2007 tarihli karar ile müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verildiğini, iyileştirme projesinin uygulanması suretiyle olumlu gelişmeler kaydedildiğini, kayyum raporlarında da bu olumlu gelişmelerin ifade edildiğini belirterek, iflas erteleme kararının bir yıl süreyle uzatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporlarına göre borca batıklığın 7 ayda %65 azaldığı, 2005 yılından 2010 yılına kadar ortak borçların ödenmesi nedeniyle şirketin borca batıklığının azalmasında grup şirketlerinin katkı sağladığı, şirket ortaklarının yapacağı katkılarla bir boyunca kamu borçlarının arttığı, bir yıl süre verilmesi halinde şirketin borca batıklıktan çıkabileceği belirtilerek iflas erteleme kararının 13.10.2010 tarihinden itibaren bir yıl süreyle uzatılmasına karar verilmiş, hüküm Maliye Bakanlığı ... Kimya, ... Kimya AŞ, ... AŞ, ... Bank, ...Bank ... Aş. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin mali durumunun ıslahının mümkün olması halinde o şirketin iflasının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. İflasın ertelenmesinin uzatılmasının talep edilmesi halinde mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez iflasın ertelenmesinin uzatılmasının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca giderilmelidir. Zira iflasın ertelenmesi sırasında uygulanan iyileştirme tedbirlerinin devam ettirilmesinin şirketin mali durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi kurulunun 2.3.2010 tarihli kök raporunda şirketin borca bataklığının artarak devam ettiği, şirketin iflas erteleme süresince kar etmeyip zarar ettiği, grup şirketleri ve ortaklara borcunun iki kat, kamu borçlarının 10 kat arttığı, grup şirketleri ve ortakların karşılıksız girdi sağlaması halinde iki yılda borca batıklıktan kurtulabileceği belirtilmiştir. 20.7.2010 tarihli ek raporda, banka hesapları bloke edildiğinden hesap özetlerinin alınamaması nedeniyle borca batıklık hesabında bankalara olan faiz borcunun dikkate alınmadığı, son 7 ayda grup şirketleri ve ortaklardan ciddi katkı sağlandığı, bu katkının devam edeceğinin düşünüldüğü, ancak bu katkıların karşılıksız olması halinde borca batıklık miktarında azalma olacağı, son dönemde şirketin kara geçtiği, borca batıklığın bir yılda düzelebileceği belirtilmiştir. Müdahil itirazları üzerine alınan 27.9.2010 tarihli bilirkişi ek raporunda ise ortakların ve grup şirketlerinin borç olarak verdiği paranın borca bataklığı azaltmadığının bilincinde olunduğu, grup şirketlerine ait taşınmazların icra yoluyla satışı neticesinde banka borçlarında azalma sağlandığı, borca batıklığın 1.093.000 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkemece bu bilirkişi raporları hükme esas alınarak iflasın ertelenmesinin uzatılmasına karar verilmiştir.
Somut olayda 17.6.2005 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunulmuş, 17.6.2005'te iflas erteleme tedbirlerine karar verilmiş, 19.10.2005'te verilen iflasın ertelenmesi kararının 9.2.2006 tarihinde bozulması üzerine 10.10.2007'de yeniden verilen iflas erteleme kararı Dairemizce onanmış olup, iflas erteleme talebinde bulunan vekili 9.10.2008 tarihinden itibaren iflasın ertelenmesinin uzatılması isteminde bulunmuştur. Kısaca özetlenen ve beş yılı aşan bu yargılama süreci içerisinde bilirkişi kök ve ek raporlarına göre kamu borcu 2005 yılında 435.000 TL iken yaklaşık 10 kat artışla 4.143.062 TL'ye ulaşmış olup, iflas erteleme talebinde bulunan şirketin alacaklılarına eşit davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan iflas erteleme talebinde bulunma tarihi itibarıyla (-825.824.-TL) olan borca batıklık miktarı (-1.093.000) TL'ye yükselmiştir. En son hesap edilen bu borca batıklık miktarına, borç arasında ağırlıklı bir grubu oluşturan banka alacaklarının faizlerinin, bankaların hesap özeti vermemesi nedeniyle dahil edilmediği dikkate alındığında, borca batıklık miktarının daha yüksek olacağı şüphesizdir.
Sonuç itibariyle beş yıla aşkın bir süreden beri uygulanan iyileştirme tedbirlerine rağmen borca batıklığının arttığı, alacaklılara eşit davranılmayarak kamu borçlarının yaklaşık on kat yükseldiği bilirkişilerin verdiği özel ve teknik bilgilerden anlaşılmaktadır. Bu durumda somut bir taahhüde dayalı olmayan grup şirketleri (ve ortaklar) ile iflas erteleme talebinde bulunan şirket arasındaki birtakım fon hareketlerine, özel ve teknik bilgilere değil de varsayımlara ve yorumlara dayalı olarak anlamlar yükleyen, bilirkişi görüşüne itibar edilemez. Özel ve teknik bir konuda hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez ise de hakimin hüküm kurmak için yeterli özel ve teknik bilgi ihtiyacı mevcut bilirkişi raporlarıyla giderilmişse, somut olayın tüm özellikleri gözetilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesine engel bulunmamaktadır. Mahkemece bu yön gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy