(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili R. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı hakkında Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2006/6465 sayılı dosyasına konu 100.000.-TL'lik bonodan kalan alacak için icra takibine giriştiklerini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep etmiştir.
Davalı, bononun dava dışı M.'e ipotek karşılığı verilen teminat senedi olduğunu, davacıyı hiç tanımadığını, önceki icra dosyasında davacı alacaklının ibranamesi olduğunu, senet aslının icra müdürlüğünce kendisine verildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre davalının kalan borcunu ödediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davalının icra dosyasına itirazının 30.000.-TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, % 40 oranında 7.500.-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının keşidecisi olduğu davaya konu 100.000.-TL'lık bononun 25.000.-TL'lık kısmı için 26.7.2006 tarihinde Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2006/6465 Esas sayılı takibi ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişmiştir. Davacı alacaklı G. vekili, 15.01.2007 tarihli ibranamesi ile borçlu davalıyı dosya borcunu ödediği gerekçesiyle ibra etmiş ve 03.4.2007 tarihinde dosya borcunu haricen tahsil ettiğinden feragat harcını da, ikmal etmiştir. Yine 03.4.2007 tarihinde alacaklı vekili ve borçlu asil, icra müdürü huzurunda imzalan alınarak dosyaya yatırılan paranın alacaklıya ödenmesini talep etmiş, aynı tarihte icra dosyasından borçlu davalı Vahdettin 100.000.-TL.'lik senet aslını imza karşılığında almıştır.
Davacı işbu davaya konu Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/414 Esas sayılı dosyası ile 23.01.2008 tarihinde 100.000.-TL'lik bonodan kalan bakiye alacağı göstererek, ilamsız icra takibine başlamıştır.
Davalı, borcun ödenmesi nedeniyle bono aslının icra müdürlüğünce kendisine iade edildiğini ve senet aslının kendisinde olup, senedi imha ettiğini bildirmiştir. Kural olarak senedin borçlu elinde bulunması, aksi kanıtlanmadıkça ödemeye karine teşkil eder. Bu durumda mahkemece bono aslının borçlu davalı elinde bulunmasının ödemeye karine teşkil edip etmeyeceği hususları üzerinde durulup tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy