(6183 S. K. m. 21, 69) (2004 S. K. m. 142) (4389 S. K. Ek. m. 5) (YHGK. 2006/19-649 E. 2006/661 K.)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi Hazine vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Şikayetçi Vergi Dairesi vekili borçluya ait taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 21/I inci maddesinin gözden kaçırılarak alacaklarının ilk hacze iştirak ettirilmediğini ileri sürmüş ve sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Şikayet olunanlardan ..... vekili malın aynından doğan bir vergi alacağı bulunmadığından, şikayetin reddi gerektiğini savunmuştur. İcra Mahkemesi'nce yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 69 uncu maddesi uyarınca şikayetçi Vergi Dairesinin garameye giremeyeceği, üçüncü kişilerin muvazaadan ari haklarının haleldar olacağı durumlarda ilk hacze iştirak imkanının bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş; hüküm şikayetçi Vergi Dairesi (Hazine) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 21/I inci maddesi ilk haczin kamu alacağı dışındaki alacaklar için konulmuş bulunduğu hallerde, kamu alacağının ilk hacze iştirakini; 69 uncu maddesi ise ilk haczin bir başka kamu kurumunca konulduğu halleri düzenlemektedir. Somut olayda ilk haciz şikayet olunan ......'ın alacaklısı bulunduğu takip dosyasından konulmuştur. Bu durumda anılan yasanın 69 uncu değil, 21 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanacağı tabiidir. Açıklanan düzenlemeye açıkça aykırı raporun hükme alınması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan Hukuk Genel Kurulu'nun 2006/19-649-661 E.K. sayılı kararı 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun Ek 5 inci maddesindeki düzenleme çerçevesinde hükümde sayılan bankalarla ilgili olup, somut olayda uygulama kabiliyeti de bulunmamaktadır.
Bu yasal düzenlemenin karara dayanak kılınması da doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 03.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy