(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 589, 730)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılardan Tanmaksa Otomotiv Tic. Ltd. Şti.'nin keşidecisi olduğu diğer davacı emrine düzenlenen son hamili Adem Yılmaz olan 03.07.2007 tanzim tarihli 2.500.00.-TL'lik bonoyla ilgili olarak davalılar hakkında icra takibi yapılmıştır.
Dava, çekteki ciro imzasının davacı Özbek Kapak San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olmadığı, çekin ciro edilmeden kaybedildiği ciro imzasının sahte olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır.
Davalı vekili, keşidecinin çekteki imzayı inkar etmediğini, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İcra Mahkemesinde Adli Tıp uzmanı G.'dan alınan rapora göre çekteki ciro imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucu çekin lehtarın elinden rıza hilafına çıkmış olduğu, bu nedenle mutlak def'inin takip alacaklısına karşı keşideci tarafından ileri sürülebileceğinden her iki davacının çekle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu çekte davacı Tanmaksa Otomotiv Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. keşideci, diğer davacı da lehdar olup, dava çekin arkasındaki ciro imzasının davacı lehdarın eli ürünü olmadığı iddiasına dayanarak keşideci ve lehtar tarafından açılmıştır.
Adli Tıp Uzmanından alınan bilirkişi raporunda çekteki ciro imzasının lehdar davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı belirtildiğine göre lehdarın çekle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin lehdar şirket yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin davacı keşideci şirket yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; kambiyo senetlerinde imzaların istiklali ilkesi bulunmaktadır. Başka bir anlatımla beyanlar birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle davacı keşideci kendi imzasını inkar etmediğinden lehdarın imzasının sahte olduğuna dayanarak sorumluluktan kurtulamaz. TTK.nun 730/3 üncü maddesi yollamasıyla çeklerde uygulanması gereken TTK.nun 589 uncu maddesi de sahte imza sebebiyle çekteki diğer imzaların sıhhatine halel gelmeyeceği hükmünü içermektedir. Bu durumda imzaların istiklali prensibi gereği davacı keşidecinin açtığı davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı lehdara yönelik olarak kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının reddine, davacı keşideciyle ilgili olarak kurulan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.03.2011 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy