(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, takibe konu bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığı gibi böyle bir borcun da bulunmadığını, bonoda tahrifat yapıldığını ileri sürerek takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bonodaki imzaların davacı borçluya ait olduğunun icra mahkemesinde alınan rapor ile tespit edilerek tahrifata yönelik ise herhangi bir bulgunun saptanamadığının belirtildiğini belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, takip konusu bonodaki imzanın davacı eli ürünü olduğu, Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen kararın temyiz incelemesinde, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.04.2010 tarihli kararı ile, kambiyo takibine konu bononun evvelce 4.500,00-TL olarak düzenlenmiş iken, sağ tarafa 0 ilavesi ile tahrifle 45.000.000 TL haline getirildiğinin bilirkişi raporuyla kanıtlandığı gerekçesiyle kararın bozulduğu, bozma ilamına uyularak takibin 4.500,00-TL ve ferileri yönünden devamına karar verildiği, dolayısıyla bonodaki borç miktarının 4.500,00-TL olarak belirlendiği gerekçeleriyle takibe konu edilen bononun 40.500,00-TL'lik kısmından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları bulunmadığından taraflar lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece Grafoloji Bilirkişisinden alınan rapora yapılan itirazlar dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığından iddialar doğrultusunda rapor alınmasına karar verilmiş, Adli Tıp raporunda imzanın davacının eli mahsulü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmesine rağmen mahkemece itiraza konu ve yeterli görülmeyen ilk bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Bu durumda mahkemece iddialar doğrultusunda yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy