(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 186) (6100 S. K. m. 125, 165) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, davalı bankanın kredi şefinin usulsüz işlemlerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı banka vekili, bankanın kredi şefinin davacı şirket ortağı S. B.'nın tehdidine maruz kalması nedeniyle davacı şirket adına kredi hesabı açarak bu hesaba ilişkin borcu da başka bir müşterinin hesabından transfer yaparak kapattığını, iki gün sonra da davacı şirketin borcunun kapatıldığını, usulsüz bir kullanım olmadığını, çekilen krediye ilişkin dekontlardaki imzanın gerçek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirket adına düzenlemiş olan 50.000 TL.'lik 27.08.2007 tarihli para çekme dekontu altındaki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı, bu hesap nedeniyle davacıdan tahsil edilen 9.146 TL.'nin davacıya iadesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece davacı şirket adına düzenlenmiş olan 50.000. TL bedelli dekonttaki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumunun 15.3.2010 ve 1.12.2010 tarihli raporlarında inceleme konusu dekont üzerindeki imzanın "tersim biçimi, işleklik derecesi, eğim, doğrultu, seyir, hız, istif, fulaj izi itibarı bakımından uygunluk ve benzerlik gösterir yeterlilik ve nitelikte imza bulunmadığı" rapor edilmiştir. Davalı A.. vekili, bu raporlara yönelik olarak davacı tarafından itiraza uğramayan uyuşmazlık konusu dekont üzerindeki imzaya benzediği iddiası ile üç adet dekont sunarak yeniden bilirkişi incelemesi yapılması talebinde bulunmuştur. Mahkemece davalı A.. vekilinin bu itirazı dikkate alınmadan eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Mahkemece sadece uyuşmazlık konusu dekont üzerinde imza incelemesi yapılarak hüküm kurulmuş ise de paranın akıbetinin tayini bakımından davacı şirket kayıtları ile banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmaması isabetsizdir.
3- Dosya içeriğinden davacı şirket yetkilisi S. B. hakkında davalı banka çalışanının eylemine iştirak edilmesi nedeniyle zimmet suçundan dolayı dava açılmıştır. Bu durumda söz konusu ceza dosyasının incelenerek, ceza mahkemesinin olası bir mahkumiyet kararının Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağlayıp bağlamayacağının değerlendirilmesi ve gerekirse söz konusu ceza davasının sonucunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 165/1 hükmü uyarınca bekletici mesele yapılması gerekir.
4- Yargılama sırasında davalı A.. vekili tarafından alacağın diğer davalı G.. Varlık Yönetimi A.Ş.'ye temlik edildiği bildirilerek temlik sözleşmesi ibraz edilmiş ise de davacı vekili tarafından 9.3.2010 tarihli duruşmada dava konusunun 3. kişiye temlik edilmesine rıza gösterilmediği belirtilerek imzası alınmıştır. Dava konusunun devri HUMK'un 186 ve HMK'nın 125'inci maddelerinde düzenlenmiş olup, bu durumda uygulanacak usul anılan kanun hükümlerinde düzenlenmiştir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yargılamanın hem alacağı temlik alan hem de temlik edene karşı devam ettirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.02.2012 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy