(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalının daha önce evli olup, 2.6.2006 tarihli mahkeme kararıyla boşanmalarına karar verildiğini, tarafların evlilikleri sırasında müvekkilinin, davalıdan borç alacağı sırasında senet düzenlendiğini, ancak daha sonra borç alınmaktan vazgeçildiğini, davalının bu senedi takibe konu ettiğini, davalının müvekkilinden bir alacağının bulunmadığını, senedin üzerinde yazılı miktar ve imza kısmı dışındaki yerlerin hukuka aykırı olarak doldurulduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, senedin tamamen doldurulmadan imza edilerek karşı tarafa verilmesinin mümkün olduğunu savunarak davanın reddiyle davacının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, takibe konu senetten dolayı davacının borçlu olmadığını yazılı delille kanıtlayamadığı, teklif edilen yeminin davalı tarafça usulen eda edildiği, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine, takip konusu alacağın %40'ı olan 2.000.00.-TL. tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) İ.İ.K.nun 72/4 üncü maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının reddi üzerine davalı-alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alınıp, infaz edilmiş ihtiyati tedbir kararının bulunması gerekir. Somut olayda, ihtiyati tedbir kararı alınmadığı, diğer bir anlatımla alacağın tahsilinin geciktirilmesi söz konusu olmadığı gözetilmeden yazılı gerekçeyle davalı yararına tazminata hükmolunması doğru olmayıp, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile, (2) numaralı bentte açıklanan sebeple kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 22.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy